• Önce Ebeveyn sonra Çocuk

Salgın tüm dünya için bir bilinmezlik ve kaygı sebebi. Her gün çok sayıda yeni vaka ve ölüm haberleri duyuyoruz. Yaşanan son gelişmeler sosyal hayatımızı da etkilemeye başladı. Bir yandan hayatımıza devam etmeye çalışırken bir yandan kendimiz, sevdiklerimiz ve ülkemiz için endişelerimizi bir kenara bırakıp çocuklarımızın bu zamanları iyi şekilde geçirmelerini istiyoruz. Fakat unutmamalıyız ki biz yetişkinler önce kendimizle ilgilenmeden, kendi kaygılarımızı anlamadan çocuklarımıza destek olamayız.

  • Çocuklarımızı Bilgi Karantinasına Alalım

Maalesef Koronavirüs kadar hızlı yayılan ve onun kadar tehlikeli başka bir şey ise sürekli bilgi paylaşımı ve yalan haberlerdir. Bilinmezliğin oluşturduğu kaygı bizi sürekli ekran karşısına itebilir. Haberleri sürekli takip etmenin bizi rahatlatacağına inandırabilir. Ancak durum pek de öyle değildir. Elbette ki süreci takip edelim. Gelişmeleri öğrenin fakat bunu belli sınırlamalarla yapmaya özen gösterin. Özellikle çocukların olduğu yerlerde haberleri takip etmemeye özen gösterin. Sağlık çalışanları ve devlet büyükleri dahi ne olacağı konusunda kesin açıklamalar yapamıyorken bu durum çocukların kaygılanmasına sebep olabilir. O halde sizleri 3 kuralı bulunan “bilgi karantinası”na davet ediyoruz:

  1.  Sağlık Bakanlığı ve devletin resmî kurumlarının yaptığı açıklamalar dışında diğer açıklamaları dikkate almayın.
  2. Sosyal medya ve mesaj gruplarında yayılan yalan yanlış bilgileri takip etmeyin. Kendinize bir ekran süresi belirleyin ve bu süreyi aşmamaya özen gösterin.
  3. Yanlış bilgilerin yayılmasına ortak olmayın. Sağlık Bakanlığı ve diğer resmî kurumlardan gelen bilgiler haricinde bilgi paylaşımında bulunmayın.
  • Hayat Ritmi

Büyükten küçüğe hepimizin günlük bir ritmi vardır. Bu ritim hem bir düzen hem de hayatımıza dair bir öngörülebilirlik sağlıyor. Hafta içi ve hafta sonu programlarımız, uyku ve yemek saatlerimiz, fiziksel aktivitelerimiz, işte veya okulda geçirdiğimiz vakit, sosyal aktivitelerimiz bu ritmi oluşturuyor. Olağanüstü durumlar ise ritmimizi değiştirir. Şu anda yaşamakta olduğumuz Koronavirüsle mücadele durumu da günlük hayatımızda bazı değişiklikleri zaruri kılmıştır. Çocuklar okullarına bir süre uzaktan devam edecek, bazı iş yerleri kapalı durumda, dışarıda geçirdiğimiz vakit azaldı, akrabalarımızla, sevdiklerimizle bir süre kalabalık bir şekilde bir araya gelemeyeceğiz. Tüm bu değişikliklere rağmen kendimizin, ailemizin ve çocuklarımızın hayat ritmini mümkün olduğu kadar düzende tutmaya özen göstermeliyiz. Ritim değişikliklerinin ise fizyolojik ve psikolojik sonuçları olabilmektedir.

Hayat ritminizin bozulmaması için;

  1. Uyku düzeninizi devam ettirin. Çok geç uyumamaya dikkat edin, uykuda geçen vaktin 7-8 saatten fazla ya da az olmamasına özen gösterin.
  2. Sağlıklı, dengeli ve düzenli beslenmeye özen gösterin. Stres ve kaygı çok veya az yemeye sebep olabilir. Şekerli ve yüksek kalorili besinlere ihtiyaç artabilir. Yediklerinizde aşırıya kaçmamaya, sebze ağırlıklı beslenmeye ve bol su içmeye çabalayın. En önemlisi sosyal olarak küçüldüğümüz bu dönemlerde yemeklerin ailece yenmesini ihmal etmeyin.
  3. Harekete geçin. Vaktimizin çoğunu evlerimizde geçiriyoruz. Hareketli olduğumuz süre azaldı. Fiziksel aktivite, bedensel ve psikolojik olarak sağlıklı olmamızı ve olumsuzluklara karşı dayanıklı olmamızı sağlar. Ev ortamında yapılması mümkün spor faaliyetlerini veya hareketliliğimizi sağlayacak ve neşe verecek dans aktivitelerini günlük programımıza muhakkak eklemeliyiz. Eğer bu süreci daha eğlenceli bir hale getirmek isterseniz çocuklarınız ve bütün ev halkını dahil etmelisiniz.
  4. Rutin oluşturun. Sürprizler ve yeni şeyler bir çoğumuzu heyecanlandırsa da genel olarak hayat rutinimizi bilmek isteriz. Çocuklar da rutin sever ve bu tahmin edilebilirlik kaygıya engel olur. Hem çocuklarımız hem de kendimiz için istediklerimizi yapabileceğimiz serbest vakitler ayırsak da günlük bir rutin oluşturmaya dikkat etmeliyiz. Bu rutine günlük ulaşılabilir hedefler ekleyerek evde geçen bu zamanları daha verimli bir hale getirebilirsiniz. Günlük planlamayı yaparken çocuğunuzun fikirlerini de almayı ihmal etmeyin. Hem yalnız yapılabilecek hem de ailece yapılabilecek etkinliklere yer verin.
  • Çocuklar Duysun

Yetişkinler olarak bizler bile yaşananları anlamak ve anlamlandırmakta zorlanıyoruz. Durum böyleyken birçoğumuz için yaşananları çocuklara anlatmamak daha iyi görünür. Böylece çocuklarımız için daha güvenli bir ortam sağlamayı umut ederiz. Fakat gerçekler pek de öyle değildir. Çocuklar söylemediklerimizi duyabilir, göstermediklerinizi görebilirler. Olup bitenleri anlatmasak da anne ve babalarının hallerinden kaygıyı ve üzüntüyü anlarlar. Böyle durumlarda yetişkinler onlara “bir şey yok”, “her şey yolunda”, “sen küçüksün oyununa bak” gibi cevaplar verirlerse esas bu durum olumsuzluklara sebebiyet verebilir. Güvenli bir ortam sağlayabilmek için çocuklarınızla konuşmaktan çekinmeyin.  Bu konuşmaları yaparken dikkat etmeniz gerekenleri aşağıda sıraladığımız 5 maddede bulabilirsiniz:

  1. Çocuklarınızla konuşmaktan çekinmeyin.
  2. Yalan söylemeyin.
  3. Çocuğunuzun merak ettiği kadarını cevaplayın. Merak edilen konuyu açıkladıktan sonra başka sormak istediği bir şey olup olmadığını kontrol edin. Ne zaman isterse her konuda size danışabileceğini hatırlatın.
  4. Konu ne olursa olsun çocuğun gelişim seviyesine uygun bir şekilde anlatın.
  5. Bilmiyorum demekten çekinmeyin. Tüm bilgilerin hızlıca değişebildiği bir dönemde sizin de bilmediğiniz konular elbette ki olacaktır. Çocuğunuz sizin bilmediğiniz bir konuda soru sorarsa bilmediğinizi ama onun için araştırabileceğinizi söyleyin. Uygun görürseniz çocuğunuzla beraber de araştırabilirsiniz.
  • Süper Güçlerimiz

Her gün alanında uzman hekimler, psikologlar, politikacılar, din bilim insanlarının Koronavirüs sebebiyle oluşan bu durumla ilgili açıklamalarını dinliyoruz. Kendimizi ve sevdiklerimizi koruyacak, güvende hissettirecek bir çözüm yolu bulmaya çalışıyoruz. Umuyoruz ki en kısa zamanda tüm dünyaya fayda sağlayacak çözüm yolları bulunur fakat her zaman elimizde olan ve her konuda bize yardımcı olacak süper güçlerimizin farkına varalım.

 İşte o süper güçlerimiz;

  1. Bir olmak; İnsan hiçbir zaman yalnız değildir. Bu problemde de dünyanın farklı farklı yerlerinde bambaşka dil, din, ırk ve yaştan insanla aynı süreçlerden geçtiğimizi unutmayalım. Ülkemizde alınan kararlara uymaya, geçen bu zorlu günleri herkes için kolaylaştırmaya özen gösterelim.
    1. Sevmek; hayatı bütün zorluklarına rağmen yaşanır kılan sevdiklerimizi ve değer yargılarımızı unutmayalım. Sevginin de bulaşıcı olduğunu sık sık hatırlayalım. Sevgimizi, neşemizi ve enerjimizi mümkün olan herkese bulaştıralım.
    1. İnanç; hangi dine, hangi inanca mensup olursanız olun. Dua etmeyi ve inanç sisteminizin hayatı huzurlu kılmaya ve zorluklarla mücadeleye destek olacak fikir ve önerilerini dikkate alın.

Yetim Vakfı Psikoloji Servisi