Yunanistan Sınırında Almanyada Kaybolan Çocuklarla İlgili Basın Açıklaması

 

Tarih boyunca meydana gelen her türlü çıkar çatışmaları içinde bulunduğumuz çağda da kendini göstermektedir. Tüm bunlardan en çok zarar gören kesim ise çocuklarımızdır. Çocuklar, özel ilgiye ihtiyaç duymaları nedeniyle, maruz kalabilecekleri zorluklar karşısında daha savunmasız olmaktadırlar. Bu zorluklara ebeveyn kaybını da eklediğimizde söz konusu hassasiyet daha da artmaktadır. Şu anda bulunduğumuz alanda, dünyanın birçok bölgesinde ve özellikle Suriye’de dokuz yıldır süregelen iç savaştan kaynaklı olarak büyük dramlar yaşanmaktadır.

Kuşkusuz bu olumsuz koşullardan da yine en çok çocuklar etkilenmektedir. Çıkarlarını insan haklarının önüne koyan kimi Batılı devletlerin ve Suriye rejiminin zalimce yürüttüğü politikalar sonucu, yaşları itibariyle çok daha farklı gündemlere sahip olması gereken bu çocukların birinci gündemi ne yazık ki hayatta kalabilmektir.

Çocukların bu olumsuz durumu hayatlarının ilerleyen safhalarında fiziksel ve ruhsal sorunlara zemin hazırlayacağı ihtimalini güçlendirmektedir. Buradan hareketle, geçtiğimiz günlerde Almanya’nın 14 yaşından küçük refakatsiz çocukları ülkeye kabul etme kararı alması beraberinde çok sayıda soru işaretini getirmiştir. Bizler biliyoruz ki, çocukların gelişiminde aile en önemli müessesesidir. Onları ailelerinden uzaklaştırmak/koparmak asla doğru değildir. Suriye’deki iç savaş süresince Almanya’ya göç eden mülteciler içerisinde bulunan çocuklardan sayıları tam olarak bilinemeyen on binlercesi şu anda ne yazık ki kayıptır.

Almanya’nın almış olduğu bu son karar biraz evvel bahsetmiş olduğumuz durum dikkate alındığında fevkalade endişe verici olup, yeni çocuk kayıplarının ortaya çıkma olasılığını düşündürmektedir.

Çocukların ebeveynlerine en çok ihtiyaç duydukları dönemde onlardan koparılarak adeta bir asimilasyon sürecine sokulmaya çalışılmasının o çocuklar açısından getireceği yıkıcı sonuçlar vicdan sahibi her insanı düşündürmelidir. Geçtiğimiz yüz yıl içerisinde yürütülen benzer politikaların dünyaya verdiği zararlar herkesin malumudur. Buradan yola çıkarak diyoruz ki, Almanya başta olmak üzere bütün Avrupa ülkeleri üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeli ve dokuz yıldır yaşanan ölümlerin ve mağduriyetlerin son bulması için çaba göstermelidir. Avrupa’ya göç etmek isteyen mültecilere “amasız ve fakatsız” insan hakları göz önünde bulundurularak muamele edilmesi, çocukların ailelerinden koparılarak değil, aileleriyle birlikte ülkelere kabul edilmesi büyük önem arz etmektedir.

Diğer yandan son günlerde yaşanan gelişmelerle birlikte, iç savaşın başlamasından bu yana ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli mültecilerin bir kısmı Avrupa ülkelerine göç etmek istemektedir. Bu kapsamda şu an bulunduğumuz alandan Avrupa’ya geçmek isteyen mültecilere yönelik tüm dünyanın gözleri önünde uygulanan insanlık dışı müdahaleler vicdanları yaralamaktadır.

Mültecileri taşıyan botların aleni bir şekilde batırılmaya çalışılması, kadınlara ve çocuklara yapılan muameleler, biber gazlı ve gerçek mermili müdahaleler büyük insani dramlara sebep olmaktadır. Yunanistan’ın uyguladığı bu insanlık dışı politika esasen Batı’nın insan haklarına bakışı konusundaki çarpıklığı da ortaya koymaktadır. 

Bizim için dünyaya katacağı güzellik açısından Halep’teki bir çocukla Paris’teki bir çocuk arasında fark yoktur. Zira sağlıklı yetiştirilemeyen bir çocuğun dünyaya verebileceği zarar bölgeyle sınırlandırılamaz. Unutulmamalı ki ortaya konan bu müessif irade bumerang gibi bir gün Avrupa’yı da hedef alabilir. Zira kararan her hayat dünya refahının önünde bir engeldir.

Birilerinin çocuklar üzerinde yapmış oldukları hesaplar, DEAŞ vb. yapılarda kullanılmak üzere ücretli terörist, çocuk işçiliği, gayri meşru insan ticareti ve daha çeşitli olumsuzlukları da düşündürmekte olup akl-ı selim sahibi herkesi uyarıyoruz.     

Avrupalıları gelecek nesilleri nezdinde mahçup olmayacakları insancıl ve hukuka bağlı bir mülteci politikası izlemeye davet ediyoruz.

Bu meyanda tüm ülkeleri Suriye’deki katliamlara karşı durmaya, milyonlarca sivili korumaya ve oluşan mülteci meselesini çözmek için ellerindeki tüm diplomatik araçları kullanmaya çağırıyoruz.

Bilinmelidir ki bu konuda zamanında harekete geçmeyenler hem vicdani hem de hukuki  sorumluluktan kendilerini asla kurtaramayacaklardır.

Zira tarih ve insanlık  her şeyi not etmektedir.  

Yetim Vakfı