İlkelerimiz ve Kuruluş Hikayemiz

Odaklandığımız Gelişim Alanları

Projelerimiz kapsamında her bir yaş döneminin kendine has özellik ve gereksinimlerini dikkate alarak altı temel alanda çalışmalar yapmaktayız.

Fiziksel Gelişim

Psikolojik Gelişim

Sosyal Gelişim

Manevi Gelişim

Akademik Gelişim

Mesleki Gelişim

Yetim Vakfı olarak temel ilkelerimiz; katılımcılık, öncülük, güvenilirlik, şeffaflık, hesap verebilirlik, adalet, insana saygıdır.

Bu anlayışla, yetim çocuklarımızı hayata yeniden kazandırıyoruz.

Yetim Vakfı, yetim yavrularımız için Türkiye’de yerinde ve aileye dönük hizmet üretmek, dünya genelinde ise ihtiyaca dayalı hizmetler sunmak üzere 10 Haziran 2017’de (15 Ramazan) Dünya Yetimler Günü’nde faaliyetlerine başlamıştır.

Yetimlerin, toplumun sağlıklı ve huzurlu bir şekilde varlığını sürdürmesine hizmet edecek şekilde sevgi dolu ve şefkatli bir çevrede, ruh ve beden sağlığı bütünlüğü içinde gelişmesine katkıda bulunacak ortamı oluşturmayı hedefliyoruz.

“Yetim” ile ilgili yaptığımız faaliyetler ve sunduğumuz hizmetler ile dünya çapında yol gösteren, rol model olan ve referans alınan bir vakıf olmak istiyoruz.

Vakfımızda Yetim Kavramı

Yetim Vakfı olarak yetim kavramına klasik yetim tanımını merkeze alan fakat daha geniş bir perspektiften yaklaşıyoruz. Yetimlerin yanı sıra aşağıda sıralanmış olan dört ihtiyaç grubunu da hizmet sunacağımız kitleye dahil ediyoruz.

• Bulûğ çağına ermeden babalarını kaybetmiş, kendileri için çalışıp kazananı bulunmayan çocuklar. (Yetimler)
• Bulûğ çağına ermeden annesi vefat etmiş çocuklar. (Öksüzler)
• Anne babası belli olmayan veya kayıp-buluntu çocuklar.
• Anne babası yaşadığı halde, sevgi ve ilgiye muhtaç çocuklar. (Sosyal Yetimler)

Savaşın Çaldığı İsimler

“Askerlerden biri düşmanca tavırla içeri girip otobüsten inen olursa kurşuna dizeceğini söyledi. Halep’te bombaların altında kaldığımda bile ölümü bu kadar yakın hissetmemiştim. Şimdi yanı başımızdaydılar. Kurtulabilmek için dua ediyordum. Sekiz saattir bekliyorduk ve otobüsün içi buz gibiydi. Yanımızda biraz su ve yiyecek vardı fakat çocukların tuvalet ihtiyacını gidermem gerekiyordu.

Bekleyişimizin on ikinci saatinde hava kararmıştı. Bekledikçe üşüyor ve umudumuzu yitiriyorduk. Çocuklar ağlıyordu. Onlar ağladıkça ne yapacağımı şaşırıyordum. Onlara içinde bulunduğumuz durumu anlatabilmemin imkanı yoktu. Daha küçük yaşlarında akıl almaz korkularla yüzleşmişlerdi.

Yirmi iki saatten sonra uyku, açlık, ihtiyaçlar, korku zihnimizi ve bedenimizi altüst etmişti. Uyursam herkesi öldüreceklerini düşünüyordum. Otobüse yaklaşan silahlı adamları gördükçe yüreğim ağzıma geliyordu. Bazen ‘Yeter artık, öldürecekseniz öldürün!’ diye haykırasım geliyor, yanımdaki yetim çocukları düşünüp sabrediyordum.

Bir ara etrafımızda bir hareketlilik başlayınca artık vaktin geldiğini, hepimizi öldüreceklerini düşündüm. Çünkü yapmayacakları bir şey değildi.”

Dünya, Esmar ve sahip çıktığı yetimleri Halep’teki bir bodrumda tanıdı. 47 yetim çocuk karanlık bir bodrumdan video aracılığıyla dünyaya seslenmiş, Halep’teki kuşatmadan kurtarılmalarını istemişti.

Yetim Vakfı ekibi olarak Suriye’nin İdlip şehrine bağlı bir kasabadayız. Halep’teki kuşatmadan kurtulan Esmar mahsur kaldıkları bodrumda ve tahliye sırasında otobüste yaşadıklarını biz misafirlerine anlatıyor. Dünya, Esmar ve sahip çıktığı yetimleri Halep’teki bir bodrumda tanıdı. 47 yetim çocuk karanlık bir bodrumdan video aracılığıyla dünyaya seslenmiş, Halep’teki kuşatmadan kurtarılmalarını istemişti. Yapılan anlaşmalar sonrası insani koridor açılmış ve çocuklar zor da olsa kurtarılmıştı.

Şimdilik güvendeler, bir evin bodrumunda ağırlıyorlar bizi. İncecik bir halı, iki soba ve dokuz yer yatağı. Geniş bir odanın tüm eşyaları bunlar. Yetimhanenin müdürü Esmar daha 30’una gelmemiş bir delikanlı. Halep’te yaşadıklarını anlatırken bir anda yarıda keserek bir kız çocuğunu işaret ediyor. Çocuğun başı yaralı, bir ayağı alçıda. Adını bilmediklerini, bu yüzden ona Sevra diye seslendiklerini anlatıyor.

Sevra’nın gerçek adını ve yaşını bilen yok. Hava saldırısında ailesinin tamamını kaybetmiş. Binadan yalnızca o kurtulduğu için hangi ailenin çocuğu olduğu bilinmiyor. Bir süre hastanede tedavi gördükten sonra yetimhaneye verilmiş. 1 yaşında olduğunu tahmin ediyorlar. Yetimhanedeki diğer çocuklar ona Sevra adını vermek istemiş, yani devrim. Sevra yetimhanedeki çocukları kardeşleri sanıyor.

Esmar, başka bir çocuğu işaret ediyor sonra. 4–5 yaşlarında sevimli bir kız çocuğu. Onun da benzer bir hikayesi olduğunu anlatıyor. Sema demişler kendisine. Sema 4 ay önce kapılarına bırakılmış. Yürüyemiyor ve konuşamıyor. Bacaklarında izler var. Ne yaşadı, nasıl bir şokun ardından bu hale geldi bilinmiyor. Anne ve babası yaşıyor mu, adı ne, yaşı kaç, neden burada? Bu soruların tamamı cevapsız.

Yetimhanedeki çocuklarının yarısı hem annesini hem babasını kaybetmiş. Hepsi savaşla yaşıt, ölümle büyümüş çocuklar.

Yetim çocuklarla İdlip’te bir süre vakit geçirdikten sonra Türkiye’ye dönüyoruz. Yol boyunca savaşın izlerine şahit oluyoruz. Bacası tütmeyen, camları ve duvarları olmayan binlerce ev; harabeye dönmüş yüzlerce bina; tank ve uçaklarla yerle bir edilmiş sokaklar; hayalet bir şehir… Her şey yarım bırakılmış. Evlerin üstüne çıkılan katlar, yeni dükkanlar, evlilikler, umutlar, hayaller her şey yarım…

Savaşın ortasından kurtarılan 47 çocuk artık güvende fakat bu gerçek bir kurtuluş mu? Savaşa, ölümlere şahit olan çocuklar bunları kolayca atlatabilecek mi? İşte bu sorularla başlıyor Yetim Vakfı’nın hikayesi. “Ya sonra?” diyerek.

Bu soruların cevaplarını aramak ve çözümler bulmak için çıkılan yol Yetim Vakfı adıyla somutlaştığında, Halep’te çatışmalar yoğunlaşmış ve binlerce insan muhasara altında kalmıştı. Böylece Yetim Vakfı’nın ilk adımı Halep’ten dünyaya yayılan yetim çocukların çağrısına karşılık vermek oldu. Bugün Suriye’ye uzatılan bu el, yakın bir zamanda dünyanın dört bir yanına uzanacak. Yetim Vakfı dünyanın mazlum çocuklarının kalplerini tamir etmek için çalışacak.