Dünya Çocukları İnsani Durum Raporu Açıklandı - İncele

Dünya Çocukları İnsani Durum Raporu 2021

Card image

Dünya Çocukları İnsani Durum Raporu - Basın Açıklaması

ÇOCUKLAR İÇİN YOLA ÇIK!

Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. 1989 yılının 20 Kasım’ında BM Genel Kurulu, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni oy birliğiyle kabul etmiştir. Ülkemiz de 1990’da imzaladığı sözleşmeyi, 9 Aralık 1994 tarihinde TBMM’de onaylayarak yürürlüğe sokmuştur.

Çocuklar gözümüzün nurudur. İsteriz ki; sevgi ve şefkat görsünler, ilgi ve muhabbetle büyüsün, hiçbir şeyden mahrum olmasınlar. Her zaman gülsünler, neşe kaynağı olsunlar. Her çocuğun eğitim alabilmesi, sağlık ve sosyal imkânlardan faydalanabilmesi, kimliğini ve vatandaşlık haklarını alabilmesi, anne babasıyla ve yakınlarıyla yaşayabilmesi, her türlü tehlikeye karşı güven içinde olması, akranlarıyla koşup oynayabilmesi, ailesinin maddî-manevî bütün imkânlarından istifade edebilmesi en doğal hakkıdır.

 

GÖREV HEPİMİZİN

Sözleşme, öncelikle ana babaya olmak üzere, ailelere, öğretmenlere, sağlık çalışanlarına, emniyet görevlilerine, hükümetlere, devlete, bir başka deyişle en sade vatandaştan en üst düzey yönetime kadar her kişi ve kuruma, çocuklarla ilgili sorumluluklar yüklemektedir. Çocukların ülkelerinin toplumsal ve siyasal yaşamında etkin, üretken ve katılımcı bireyler olmaları konusunda devletlere elverişli koşulları hazırlamaları için çağrıda bulunmaktadır.

54 maddeden oluşan Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuk hakları ve dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu korunma haklarının yanında her türlü ihmal ve istismara karşı dokunulmazlığın kanunlarla sağlanmasını kapsamaktadır. Ancak ne var ki çocukların çoğu bu tabii haklarından ve onlar adına temenni ettiğimiz güzel hayattan nasiplenemiyorlar. Çünkü dünya üzerinde her dört çocuktan biri savaş, çatışma ve felaketlerden etkilenen ülkelerden birinde yaşarken, ortalama bir milyar yetim, öksüz, terk edilmiş veya sosyal yetimle aynı gök kubbenin altında yaşıyoruz. Bu da neredeyse 2,5 milyara varan dünya çocuk nüfusunun yüzde 40’ına tekabül ediyor!

Açıkça görülmektedir ki, devletlerin çocuklarla ilgili olarak ortaya koyduğu sosyal politikalar maalesef mevcut ihtiyaçlara cevap veremiyor. Bu çocukların maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için daha güçlü ve sürdürülebilir sosyal çalışmalara gereksinim var. Zira hedef kitlesi sadece çocuklar olan art niyetli çocuk istismar grupları her gün milyonlarca çocuğu tehdit ediyor. Her sene 2,5 milyon çocuğun kaçırılarak satılıyor olması meselenin ciddiyetini ziyadesiyle ortaya koyuyor.

 

ARZU ETTİĞİMİZ TABLODAN UZAK

Kıtaların kesiştiği, denizlerin birleştiği bir coğrafyanın sakinleri olarak hem coğrafi anlamda hem de kadim bir tarihi misyonun takipçileri olarak üzerimizde bulunan sorumluluğun farkındayız. Bugün dünya üzerindeki siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmelere baktığımızda dünyanın insanlık için arzu ettiğimiz iyilik ikliminin bir hayli uzağında olduğunu üzüntüyle görüyoruz. 

Ortadoğu, Afrika, Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya, Uzakdoğu ve Latin Amerika’da savaşlar, insan eliyle gerçekleşen felaketler, yoksulluk ve hastalıklar çocukları hayatlarının baharında en ağır koşullarla yüz yüze bırakıyor. Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya gibi coğrafyalarda ise aile kurumunun neredeyse kaybolması ile birlikte her iki çocuktan birinin baba ya da anne figürü olmaksızın sosyal yetimler olarak büyümek zorunda olduğu coğrafyalarla yüzleşmekteyiz.

Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo; daha etkili, planlı ve programlı bir faaliyet takvimi hazırlama mecburiyetimizi açıkça ortaya koymaktadır. 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü münasebetiyle dünya çocuklarının durumuna mercek tutmak ve insanlığın eriştiği seviyeyi paylaşmak istedik. Biliyoruz ki bir toplumun gelişmişliği o topluma ait çocukların hayatı kuşatan her alandaki durumlarıyla ölçülebilir.

 

ÇOCUKLARA YÖNELİK İHMAL VE İSTİSMAR ALANLARI

Bugün çocuklara yönelik ihmal ve istismar dendiğinde aklımıza şu başlıklar gelmektedir. Her bir başlık altında yer alan rakamlar ve oranlar ise hepimizi dehşete düşürecek kadar gerçektir.

Savaşlar: Geçtiğimiz yüzyılda savaşlarda 191 milyon insan hayatını kaybetti. Bu insanların önemli bir kısmı içinde çocukların da bulunduğu sivillerden oluşuyordu.

Çocuk Askerliği: Dünya üzerinde oyun ve eğitim çağlarında cephelere sürülen 300 bin aktif çocuk asker bulunuyor.

Mülteci Çocuklar: 80 milyonu aşkın mülteci nüfusunun yarıdan fazlasını çocuklar oluşturuyor. Ayrıca başta Doğu Türkistan, Suriye, Filistin, Arakan, Yemen, Afganistan, Keşmir, Somali menşeli milyonlarca çocuk, mülteci ya da çocuk kamplarında yaşıyor.

 

385 MİLYON YOKSUL ÇOCUK

Yoksulluk: Her gün açlık ve yoksulluğa bağlı nedenlerle 22 bin çocuk hayatını kaybederken, 385 milyon çocuk ağır yoksulluk şartları altında yaşıyor. Yetersiz beslenen 5 yaş altı 191 milyon çocuğun gelişimleri ise sekteye uğruyor.

İnsan Kaçakçılığı: Senede 4 milyon kişi insan kaçakçılığının konusu olurken bunun 2,5 milyonunu çocuklar oluşturuyor.

Çocuk İşçiliği: Dünyada 79 milyonu tehlikeli işlerde olmak üzere 160 milyon çocuk işçi bulunuyor.

Organ Mafyaları: 1987 ve 2007 yılları arasında 1 milyon çocuk organ nakli için kaçırıldı.

 

BAĞIMLILIK EN BÜYÜK TEHLİKE

Dilenci Mafyaları: Sadece Hindistan’da 300 bini aşkın dilenen çocuk vardır. Bazı çocukların özellikle uzuvlarına zarar verilerek dilendiriliyor.

Engelli Çocuk İstismarı: OECD rakamlarına göre dünya üzerinde 1,2 milyar kişi engelli ve bunların 120 milyondan fazlası çocuk. Engelli çocukların bir kısmı aileleri tarafından sokaklara bırakılıyor ya da dilendiriliyor.

Misyoner Örgütler: Binlerce batı merkezli kurum dünya üzerinde Hristiyanlığı yayma adına çocukların din ve kültürlerini istismar ediyor.

Madde Bağımlılığı: Uyuşturucu, alkol, tütün maddelerine ilaveten yaşadığımız çağın bağımlılığı olan internet bağımlılığı önemli sorunlar olarak öne çıkıyor.

Suça Karışma: Aile ve çevresinde sorunlar yaşayan milyonlarca çocuk suç işliyor ve suç örgütlerine katılıyor.

Doğal afetler ve iklim değişikliği: Gerçekleşen deprem, sel, yangın, tusunami gibi afetler çocuklar için de hayati öneme sahip.

Hastalıklar: AIDS, ebola, sıtma gibi hastalıklar hala ölümcül nitelik taşıyor.

 

DAHA FAZLA GEÇ KALMAYALIM

Bugün burada kamuoyuna açıkladığımız Dünya Çocukları İnsani Durum Raporu; Yetim Vakfı Akademi Topluluğumuzun güzide üyeleri tarafından bölge bölge ele alınarak uzun süren araştırmalarla hazırlandı. Hepsine azim ve gayretlerinden dolayı müteşekkiriz. 173 ülkenin incelendiği raporun yanısıra 10 ülkeden 50 çocuğun eserlerinin sergilendiği resim sergisini de dikkatlerinize sunuyoruz.

Raporumuzda aktardığımız dramatik çocuk tablosu tüm insanlık olarak bize aittir. Ve bizler Yetim Vakfı olarak diyoruz ki; daha fazla geç kalmayalım ve Çocuklar İçin Yola Çıkalım!

Biz bu amaçla önerilerimizi; Uluslararası düzeyde yapılacak çalışmalar, Eğitim Merkezli Tekliflerimiz, Akademik Çalışma Önerilerimiz ve Yetim/Yetimhane Çalışmalarıyla İlgili Önerilerimiz olmak üzere 4 ayrı başlıkta topladık. Burada uluslararası düzeyde yapılacak çalışmaları özetle paylaşmak isterim. Diğer tekliflerimize ise ayrıntılı raporumuzda ulaşabilirsiniz.

 

İNSANİ YARDIM BÜTÇESİ ARTIRILSIN

*Savaş, açlık, mültecilik gibi hususlarda BM, AB, IIT, ASEAN ve benzeri uluslararası çatı kuruluşlar çocuk merkezli planlamalar yapmalıdır.

*BM çocuk fonu UNICEF; kalıcı ve sürdürülebilir planlamalarla istismara uğrayan çocuklar, çocuk işçiliği, eğitimden mahrum çocuklar, mülteci çocuklar, sokak çocukları, yetim ve öksüz çocuklar ile ilgili çok daha aktif olmalı; BM 30 milyar dolarlık insani yardım bütçesinden çocuklarla ilgili daha fazla pay ayırmalıdır.

*Çocukları ve tüm sivilleri zor durumda bırakan savaş ve çatışmaların, insan ihmali ile gerçekleşen küresel ısınma, yangın ve heyelanların azalması çocuklar için de daha yaşanabilir bir dünya oluşturacağından bu yönde adımlar atılmalıdır. Küresel anlamda silahsızlanma ve çevre koruma programlarının etkili bir şekilde yönetilmesi hayatidir.

*Öncelikli kriz bölgelerinin belirlenmesi ve bu bölgelere yönelik çocuk merkezli projeler geliştirilmesi gereklidir.

 

KAMPLAR İÇİN ÖZEL PLAN

*Filistin, Arakan, Keşmir ve Doğu Türkistan gibi coğrafyalarda yaşayan çocuklarla ilgili özel gündemler oluşturmalı, kamplara sıkıştırılmış, travma yaşayan çocuklar için özel kurtarma planları oluşturulmalıdır. Doğu Türkistan toplama ve çocuk kamplarının kapatılması, Filistin ve Gazze’de devam eden ambargo ve ablukanın sona erdirilmesi, Keşmir’de sıkıştırılmış halkın özgür hale getirilmesi, Myanmar saldırıları nedeniyle Arakan’daki halkın Bangladeş’e göç etmeleri ve buradaki kamplarda her türlü mahrumiyetle yaşamaya çalışmaları dünyanın adım atması gereken coğrafyalardır. Bu alanlarda BM, AB, IIT gibi kurumlar inisiyatif almalı acil eylem planları oluşturmalıdır.

*Savaş kurbanı olan yetimlerle ilgili başta psikolojik destek ve sağlıklı barınma ortamlarının temini olmak üzere projeler geliştirilmelidir.

 

BM’DE ÇALIŞMA KONSEYİ

*BM ve İİT bünyesinde dünya çocuk nüfusunun yüzde 40’ını oluşturan yetim, öksüz, korunmaya muhtaç çocuklar ve sosyal yetimlerle ilgili çalışma konseyi oluşturulmalıdır.

*Azınlık bölgelerinde yaşayan çocuklarla ilgili kültürel destek projeleri oluşturulmalı, asimile olmalarının önüne geçilmelidir.

*İnsan tacirlerinin, organ ve fuhuş mafyalarının ve diğer illegal yapılanmaların yahut illegal çalışmalarda bulunan legal yapılanmaların, hangi bölgelerde yoğunlaştıkları ve metotları üzerinde çalışmalar yapılarak eylem planları oluşturulmalıdır. Zira dünya üzerindeki 400 milyon yetim, öksüz ve korunmaya muhtaç çocuğun yarısı sokaklarda yaşamaktadır.

 

TÜM DÜNYADA KORUYUCU AİLE

*Çocukların aile ortamında büyüyebilmeleri için özellikle devlet bakımında olan ya da refakatsiz çocuklara yönelik olarak koruyucu aile sisteminin tüm dünyada yaygınlaştırılması için sahici adımların atılması gerekmektedir.

*Bağışçı kurumlar sponsorluğunda çocukların sorunlarının çözümüne yönelik özel fonlar oluşturulmalıdır.

*İİT bünyesinde İslam ülkeleri Ortak Sosyal Hizmetler Müdürlüğü kurulmalıdır. Devletlerin güvencesindeki kurum tüm İslam ülkelerine hizmet vermelidir.

*Dünya üzerinde her dört çocuktan birinin savaş, çatışma ve felaketlerden etkilenen ülkelerden birinde yaşıyor oldukları gerçeğinden hareketle travmatize olmuş çocukların psiko sosyal desteğe erişimleri için adımlar atılmalıdır.