Duyuru : Çatalca Eğitim Kampüsü İnşaat Yapım İhalesi - Detay Bilgi Al

Dünya Yetim Çocuklar Raporu 2022
16.04.2022

Dünya Yetim Çocuklar Raporu 2022

Vakfımız tarafından hazırlanan Dünya Yetim Çocuklar Raporu 2022, 15 Ramazan Dünya Yetimler Günü'nde açıklandı.

 TAKDİM


2013 yılında İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) ilanıyla 15 Ramazan “Dünya Yetimler Günü” olarak takvimlere kaydedildi ve o günden itibaren ramazan ayının 15. günü bütün İslam âlemi tarafından “Dünya Yetimler Günü” olarak kabul gördü. 
Şüphesiz özel gün olarak tabir edilen ve kutlanan her gün, aslında bir tek güne hasredilmek için değil, insanlığa bir mesaj vermek ve mühim bir meseleyi gündeme taşımak için ortaya konmuştur. Dünya Yetimler Günü de bunlardan biridir ve unuttuğumuz, göz ardı ettiğimiz veya görmezden geldiğimiz mühim bir meseleyi bize yeniden hatırlatmak için hayatımıza girmiştir.
Dünya üzerinde bulunan her çocuk, insanlığın öz evladıdır ve onun her türlü problemi, derdi, çıkmazı, üzüntüsü insanlığın mesuliyetindedir. Bir evladın gözündeki yaş, ana babasını nasıl derinden etkiliyorsa, dünya üzerindeki herhangi bir çocuğun gözündeki yaş da insanlığı derinden etkilemelidir. Yetim Vakfı olarak bizler de bu bilinci tazeleyen ve yeryüzündeki her yetim, mağdur, muhtaç veya mazlum çocuğun sorumluluğunu dünyaya yeniden hatırlatan Dünya Yetimler Günü’ne ayrı bir değer atfediyoruz. 
Kurulduğumuz günden beri birbirinden farklı alanlarda yaptığımız çalışmalar ve projelerle gündeme hep yetimi taşıdık. Gittiğimiz her yerde gözlerimiz yetimi aradı. Elimizi attığımız her işin meyvesini yetime uzattık. Tabir yerindeyse, yılın 365 gününü Dünya Yetimler Günü olarak ifa ettik. Fakat günün anlamına binaen, 2022’ye tesadüf eden 15 Ramazan’da, geçtiğimiz sene içinde ortaya çıkan krizlerin, afetlerin, savaşların, hastalıkların çocuklar üzerindeki etkisini mercek altına aldık ve bu çalışmayı sizlerle paylaşmak istedik.    
“Yetim Raporu” olarak sizlere sunduğumuz bu çalışmada, yetim kavramının zannedilenden daha geniş bir mana içerdiğini ifade etmeye çalıştık. Her coğrafyanın birbirinden farklı sorunlarla mücadele ettiğine ve bu sorunların faturasını en ağır şekilde ödeyenlerin çocuklar olduğuna dikkat çekmek istedik. Verdiğimiz sayısal değerlerin ve tabloların, suyun yüzüne çıkan kısmı olduğunu, aslında hakikatin bundan daha üzücü ve trajik olduğunu anlatmaya çalıştık. Yaşanan krizlerin, beraberinde akla hayale gelmeyen sorunlar getirdiğini ve bu sorunların, yetim çocukların hayatı ve geleceği üzerinde derin yaralar bıraktığını dilimiz döndüğünce söylemeye; bilinen coğrafyalardan somut örnekler vererek meselenin gerçekliğine ve ciddiyetine vurgu yapmaya çalıştık. 
Ramazan ayının kalplerimizi yumuşatması; dünya üzerindeki çatışmaların, kavgaların, soykırımların, hastalıkların son bulması ve dünyanın çocuklar için çok daha güzel ve yaşanabilir bir yer olması temennisiyle.


Murat Yılmaz
Yönetim Kurulu Başkanı 


GİRİŞ: YETİMLİK VE SOSYAL YETİMLİK


Ana babanın görevi, çocuğun hem fizyolojik hem de psikososyal ihtiyaçlarını karşılamak ve onu hayata hazırlayıp sağlıklı bir birey olarak yetiştirmektir. İnsan yaşamının ilk 18 yılı yalnızca fiziksel gelişim dönemi değildir. Bu süreç aynı zamanda psikolojik etkilerin yanı sıra sosyolojik gelişim dönemidir; dolayısıyla bireyin bu süreçteki yetişme şartları, sadece geri kalan hayatını değil, toplumun ruh sağlığı ile ilgili geleceğini de belirlemektedir. Hayatın bu en kritik dönemini anne veya babasının koruyucu atmosferinden yoksun geçiren her çocuk yetim sayılmaktadır.
Zaman zaman farklı şekillerde ifade edilse de anne veya babasını yahut her ikisini kaybetmiş ve bulûğ çağına girmemiş çocuklar, bütün kültürlerde yetim olarak tanımlanmaktadır. İslam’da ise sadece babasını kaybeden çocuğa yetim, annesini kaybeden çocuğa öksüz denilmektedir. Bunlardan farklı olarak bir de ebeveynlerinden en az biri hayatta olmasına rağmen bu kişilerin çocuklarına karşı ebeveynlik vazifelerini yerine getirmemeleri ya da getirememeleri ile oluşan sosyal yetimlik, bir diğer ifadeyle hükmî yetimlik durumu vardır.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre dünya genelinde yetim çocuk sayısı 153 milyondan fazladır ve her gün 10 bine yakın çocuk yetim kalmaktadır. Ancak resmî istatistiklere yansımayan milyonlarca yetim veya kimsesiz çocuk olduğunu gösteren pek çok kanıt, bu sayının daha fazla olduğunu göstermektedir. Dahası dünya genelinde çeşitli sebeplerle ebeveynleri tarafından fizyolojik ve psikososyal ihtiyaçları giderilmeyen sosyal yetimlerin sayısının çok daha fazla olduğunu söylemek mümkündür.
2021 yılı boyunca, önceki yıllara benzer şekilde artan yoksulluk ve eşitsizlikler, iklim değişikliğine bağlı krizler, bölgesel çatışmalar ve savaşlar ile COVID-19 başta olmak üzere çeşitli salgınlardan etkilenen en hassas grup çocuklar olmuştur. Salgınlar, savaşlar, iklim felaketleri gibi krizler sebebiyle milyonlarca çocuk yetim kalmış ve sosyal yetim olarak sayabileceğimiz 10 milyonlarca çocuk; bu krizlere bağlı yoksulluk, yerinden edilme, yetersiz beslenme, temel hizmetlere erişimin yetersizliği gibi sorunlar yaşamıştır. 
Ne var ki haber bültenleri ve kamuoyu tartışmaları, bu olayların çocuklara dokunan boyutuna değil, krizlerin kendilerine ve devletlere dokunan boyutuna odaklanmıştır. Yetim Raporu’nun amacı, işte bu eksikliği kapatmaya çalışmaktır. Başlık her ne kadar “Yetim Raporu” olarak sunulsa da ana babaları olduğu hâlde fizyolojik ve ruhsal ihtiyaçları giderilmeyen her çocuk, sosyal yetim sayılır. Bu sebeple raporda 2021 yılı boyunca dünya gündemini sarsan olaylar, dolayısıyla çocukların karşı karşıya kaldıkları sorunlar ele alınmıştır.


DÜNYADA ÇOCUKLARIN DURUMU
2020 yılının başından beri dünyayı sarsan en önemli kriz, COVİD-19 salgınıydı. Her gün vaka sayıları, aşılama oranları ve vefat sayıları gibi ana maddeler gündem olsa da salgın yüzünden ana babasını kaybederek yetim kalan ya da dünya genelinde eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere ulaşamayan çocuklardan çoğu kimsenin haberi olmadı. Bu çocukların büyük bir kısmı yoksul ülkelerde yaşarken bir kısmı da mülteci ya da sığınmacı olarak yerlerinden edilmişti.
Geçtiğimiz sene Yemen, Suriye, Filistin, Afganistan, Etiyopya, Nijerya, Doğu Türkistan, Somali ve Sudan gibi ülkelerde, önceki yıllardan beri devam etmekte olan hak ihlalleri ve sıcak çatışmaların oluşturduğu istikrarsız ortamlardan milyonlarca çocuk olumsuz anlamda etkilenmiştir. 2022 yılının şubat ayında ise Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması, çatışmaların 21. yüzyılda hâlâ devam ettiğini bir kez daha hatırlatmış oldu. Sıcak çatışmalar, çocukların kimi zaman fiziksel ya da psikolojik olarak zarar görmelerine kimi zaman ana babalarını kaybedip yetim kalmalarına kimi zaman da yerlerinden edilip mülteci ya da sığınmacı durumuna düşmelerine sebep oldu.
Küresel bir salgının yaşandığı, dünyanın pek çok bölgesinde sıcak çatışmaların devam ettiği 2021, ayrıca son 10 yılın en sıcak senesi olarak kayıtlara geçti. Yazın Türkiye’nin kıyı bölgelerinde yaşanan orman yangınları gibi iklim değişikliğine bağlı felaketlerin sayısı, son 30 yılda üç katına çıktı.  2021’in son aylarında Glasgow’da düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26), haftalarca gündemi meşgul etti. Yılın son aylarında yapılan BM açıklamalarında Madagaskar’ın iklim değişikliğine bağlı kıtlık yaşayan ilk ülke olduğu ve ülkede yaşayan bir milyondan fazla insanın gıda güvenliğinin olmadığı ortaya çıktı. 
Sadece Madagaskar değil Afrika’daki pek çok ülke iklim krizine bağlı çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Şüphesiz bu felaketlerden etkilenen insanlar içinde en hassas grup, gelişme çağında olan çocuklardır. Dolayısıyla bu konulara bir de çocuklar üzerindeki etkisi bakımından odaklanmak, bu çalışma için oldukça önemlidir.
Bu krizlerin ortak sonuçlarından biri, insanların yerlerinden edilmeleridir. 2021 yılının ortalarında yapılan bir hesaplamaya göre 82.4 milyon insanın yerinden edildiği; bunun 35 milyonunun 18 yaş altındaki çocuklardan oluştuğu ve bu çocukların büyük bir kısmının refakatsiz veya ailelerinden ayrı olarak sınırları geçtiği tahmin edilmektedir.  Örneğin sadece Mozambik’te, Cabo Delgado’daki çatışmalar yüzünden yaklaşık yarım milyon çocuk yerinden edilmiştir.  
Bu çalışma kapsamında tek tek her ülkeye dair veriler ortaya koyulmayacaktır. Bahsi geçen ülkelere dair daha detaylı bilgiler için ve dünyanın geri kalanında çocukların hangi şartlarda yaşadıklarını görmek için Yetim Vakfı tarafından yayımlanan 2021 Dünya Çocukları İnsanî Durum Raporu’na müracaat edilebilir. Bu raporun özeti niteliğinde bulunan aşağıdaki tablolar, dünya çocuklarının durumunu kapsamlı bir şekilde göstermektedir:
 
KÜRESEL KRİZ COVID-19 SALGINI VE SALGININ ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Dünya üzerinde AIDS, kolera, sıtma gibi çeşitli salgın hastalıklara karşı en savunmasız grup, her zaman çocuklar olmuştur. AIDS örneğinde olduğu gibi çocuklar doğdukları andan itibaren virüsü taşımakta ya da sıtma örneğinde olduğu gibi çoğunlukla kötü yaşam şartları yüzünden bu hastalığa yakalanmaktadır. 2019 yılının sonlarında küresel bir kriz olarak ansızın hayatımıza giren COVID-19 salgını da çocukları ciddi anlamda etkilemiştir.
Bilindiği üzere COVID-19 virüsü genellikle çocuklar için hayatî risk taşımamaktadır. Fakat hayatını kaybeden her anne ya da baba, arkasında yetimler bırakmıştır. Yapılan bir araştırmaya göre dünya genelinde beş milyondan fazla çocuğun COVID-19’a bağlı ölümler sonucu yetim kaldığı tahmin edilmektedir.  
COVID-19’un yıkıcılığı herkes için eşit düzeyde olmamıştır. Örneğin gelişmiş ülkeler, gelişmekte ya da gelişmemiş ülkelere oranla salgına yönelik daha etkili politikalar üretmiş; dünyanın her yerinde yoksul aileler, salgın tedbirlerinden daha fazla yara almıştır. Bu salgın süreci ortaya çıkarmıştır ki dünya genelinde 2.3 milyar kişi veya diğer bir deyişle her on kişiden üçü, evde su ve sabunla el yıkama olanağına bile sahip değildir. UNICEF’in verilerine göre özellikle en az gelişmiş ülkelerde ortalama her on kişiden altısının temel el hijyenlerini sağlayacak imkânları dahi yoktur.  
COVID-19 salgını boyunca kişisel koruyucu ekipmanlara, teşhis ve tedavi süreçlerine ve aşılara erişimde herkes için âdil ve eşit şartlar sağlanmamıştır. Bazı ülkeler, halkını birden fazla aşılamaya yetecek dozu elinde bulundururken bazı ülkelere aşıların ilk dozu dahi ulaşmamıştır.  Bu veriler, çocukların hijyenik koşullarda yaşama şanslarının ve sağlık hizmetlerine ulaşımlarının dünyanın her yerinde aynı olmadığını ortaya koymaktadır. Şüphesiz bu durum, hem çocukların hem de ana babalarının sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. 


1.    Okulların Kapanması
COVID-19 salgınının çocuklar üzerindeki en yıkıcı etkisi, okulların kısmen ya da tamamen kapanmasıyla eğitim hizmetlerine ara verilmesi olmuştur. 2022 yılının ilk aylarında UNICEF’e göre dünya genelinde 1.5 milyardan fazla çocuk okul dışı kalmış  ve 635 milyondan fazla çocuk okulların kısmen ya da tamamen kapanmasından etkilenmiştir.  Salgının ikinci yılını doldurduğumuz bu aylarda, öğrencilerin eğitim faaliyetleri aksamış, okuma yazma gibi temel becerilerde geriledikleri raporlanmıştır. Bu durumun, hem öğrencilerin hem ailelerinin hem de ülkelerin geleceği üzerinde maddî ve manevî anlamda yıkıcı etki bırakacağı tahmin edilmektedir.
UNICEF’e göre okulların kapanması sadece öğrenme kayıplarına değil, çocukların ruhsal sağlıklarının bozulmasına, düzenli beslenme kaynağına erişimlerinin azalmasına ve istismara maruz kalma risklerinin artmasına sebep olmuştur. Araştırmalara göre salgının bir sonucu olarak çocuklar ve gençler arasında anksiyete ve depresyon vakaları artmıştır. Okulların kapanmasıyla birlikte dünya genelinde 370 milyondan fazla çocuk, bazıları için tek güvenilir gıda ve günlük beslenme kaynağı olan okul yemeklerinden mahrum kalmıştır.  
Elde edilen verilere göre okulların kapanmasının ya da online eğitime geçilmesinin dünya genelinde eğitime erişimdeki eşitsizlikleri arttırdığı ortaya çıkmıştır. Düşük gelirli ailelerden gelen çocukların, engelli çocukların ve kız çocuklarının elektrik, bağlantı veya teknolojik cihaz yoksunluğu ve toplumsal ayrımcılık nedeniyle uzaktan eğitime erişimlerinin akranlarına göre daha düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Özellikle kız çocukları, öğrenme kayıplarının artmasına bağlı olarak çocuk işçiliği, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, erken evlilik ve gebelik bakımından daha savunmasız hâle gelmiştir.  
COVID-19 salgını ve salgınla beraber okulların kapanması, zor şartlarda yaşayan mülteci ya da sığınmacı çocukları da olumsuz anlamda etkilemiştir. Okul dışı kalmış bu çocuklar, psikososyal ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için yalnızlaşmış, ayrımcılığa uğramış, yoksulluk gibi nedenlerden dolayı işçi olarak çalıştırılmış ya da erken yaşta evlendirilme riskiyle karşı karşıya kalmıştır. 
Eğitimdeki eşitsizlikleri ortaya çıkaran bu kriz dönemi, eğitime yönelik yatırımların yetersizliğini de gün yüzüne çıkarmıştır. UNICEF’in yayımladığı bir raporda, hükûmetlerin salgına yönelik tedbir paketlerinin %3’ünden daha azını eğitime ayırdığına dikkat çekilmektedir. Aynı rapora göre dünya genelinde 200 milyondan fazla öğrenci, okulların kapanması ve uzaktan eğitime geçilmesi durumunda eğitime erişemeyecek düşük ve düşük-orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır.  Bütün bu veriler, öğrenme kayıplarının çocuklar üzerindeki hasarının giderilmesi gerektiğini ve bir an önce telafi edilmesi için hükûmetlerin daha ciddi adımlar atmasının önemini ortaya koymaktadır.


2.    Çocuk Yoksulluğu
UNICEF’in yayımladığı başka bir rapora göre, ikinci yılını tamamlamak üzere olan bu salgın sürecinde, yoksulluk içinde yaşayan çocuk sayısı 100 milyondur ve bu rakam, çocuk yoksulluk oranında 2019’dan bu yana %10’luk bir artış olduğunu göstermektedir. Dahası çocuk işçi sayısının dünya genelinde 160 milyona ulaştığı bilinmektedir. Bu artışın, COVID-19 salgınının sebep olduğu yoksullukla doğrudan ilişkili olduğu düşünülmekte; 2022 sonuna kadar dokuz milyon çocuğun daha çocuk işçiliğine itilme riski altında olduğu tahmin edilmektedir. 
Daha önce de belirtildiği gibi salgının yıkıcılığı bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir. Örneğin yoğun nüfus, devam eden krizler, aşırı yoksulluk ve yetersiz sosyal koruma önlemleri gibi mevcut sorunlarla yüzleşen Sahraaltı Afrika’da, salgının etkisiyle son dört yılda “çocuk işçi” sayısında ciddi artış olduğu bilinmektedir. 

3.    Salgın Sürecinde Göz Ardı Edilen Mülteci Çocuklar
Çeşitli sebeplerle yerlerinden edilmiş ve göç etmek zorunda kalmış milyonlarca insan, COVID-19 salgını sürecinde göz ardı edilmiştir. Mülteci olarak adlandırılan bu insanlar beslenme desteğinin verilmediği, sağlık erişiminin olmadığı, temizlik imkânlarının sağlanmadığı; son derece kalabalık olan sınır boylarındaki kamplarda ve kabul merkezlerinde hayat mücadelesi vermektedir. 
Salgın öncesinde küresel bir tehdit olarak algılanan milyonlarca göçmen ve mülteci, bu süreçle birlikte “hastalık taşıyıcısı” algısıyla tamamen kaderlerine terk edilmiş; ülkeler, salgın tedbirleri kapsamında sınırlarını kapatmış ve bu insanları topraklarına almamıştır. Kamplardaki ve kabul merkezlerindeki yaşam şartları ve mültecilerin maruz kaldığı muameleler değerlendirildiğinde, temel insan haklarının ihlal edildiğini gösteren pek çok örnekle karşılaşılabilir.  
Dünyanın en büyük mülteci kampı olan Bangladeş’teki Kutupalong Kampı, bunlardan sadece biridir. 13 kilometrekarelik bu alanda bir milyondan fazla Rohingya yaşamakta; hijyen koşulları, altyapı ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği yüzünden yüz binlercesinin hayatı tehdit altında bulunmaktadır.  Avrupa’nın en büyük mülteci kampı olan Yunanistan’daki Moria Kampı’nda, Eylül 2020’de çıkan yangın sonrası geçici olarak Midilli Adası’ndaki Kara Tepe Kampı’na nakledilen mülteciler ise yiyecek, temiz su, sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçlarına erişim konusunda ciddi problemler yaşamaktadır. Kamptaki nüfus yoğunluğu ve hijyenik olmayan şartlar, mültecileri salgına karşı daha savunmasız hâle getirmektedir.   
Sonuç olarak COVID-19 salgınının, temel hizmetleri kesintiye uğratması sebebiyle, çocukların hayatlarını pek çok açıdan etkilediği söylenebilir. Nitekim salgının etkilerinin 2022 yılında ve sonrasında devam edeceği, sağlık sorunları yaşayan ya da hayatını kaybeden çocukların sayısında bir artış olacağı tahmin edilmektedir.  Bu noktada, salgına yönelik önleyici ve tedavi edici politikalar ortaya koyulurken çocukların da dikkate alınması gerektiğine bir kez daha dikkat çekilmiştir.


SAVAŞ MAĞDURU ÇOCUKLAR
Savaş ortamında çocuklar herkesten daha savunmasızdır. Hayatlarını ya da ana babalarını kaybetme riskinin yanı sıra beslenme, barınma, sağlık, güvenlik ve eğitim gibi temel ihtiyaçlara erişim konusunda da ciddi sorunlarla baş etmek zorundadırlar. Dahası çocuklar, her çeşit istismara karşı açık hâle gelmekte;  özellikle kız çocukları ve kadınlar, cinsel şiddet görme riski altında kalmaktadır.  Bütün bu sayılanlar COVID-19 salgınıyla birleştiğinde, başta çocuklar olmak üzere bütün insanlar için çok daha riskli hâle gelmektedir. Sonuç olarak, savaş ortamında yaşayan çocukların doğrudan sosyal yetimlik statüsüne girdikleri söylenebilir.
2021 yılı boyunca dünyanın pek çok bölgesinde sıcak çatışmalar meydana gelmiştir. Suriye, Yemen, Afganistan, Etiyopya, Filistin ve son olarak Ukrayna bu çatışmaların yaşandığı ülkelerden sadece birkaçıdır. UNICEF’in 2021 yılı sonunda yayımladığı bir rapora göre dünya genelinde 426 milyon çocuk -neredeyse her beş çocuktan biri- çatışma bölgelerinde yaşamaktadır.  Bu çatışmaların birçoğunun yıllardır devam etmesi ve bir çözüme ulaşmamış olmasının yanı sıra üzerine yeni çatışmaların eklenmiş olması, meseleyi daha trajik hâle getirmektedir. 


1.    Afganistan
Dünyanın en fakir ikinci ülkesi olan Afganistan’da çocuklar 40 yıldan fazla süredir devam eden savaşın ve istikrarsızlığın en büyük kurbanı olmuştur. 2021 yılının ağustos ayında Taliban’ın ülke genelinde yönetimi ele geçirmesi ve NATO kuvvetlerinin ülkeden çekilmesiyle yeni bir döneme girilmiştir. Ülke, görece bir istikrara kavuşsa da insanî kriz hâlâ devam etmektedir. UNICEF’in verilerine göre Afganistan’da 10 milyon çocuk, acil insanî yardıma; ölüm riski taşıyan beş yaş altındaki yaklaşık bir milyon çocuk ise şiddetli akut beslenme yetersizliği tedavisine muhtaçtır.  
Afganistan’da çocuklar şiddet, yerinden edilme, yetersiz beslenme, zorla evlilik, cinsel istismar gibi risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Son bir yılda 800’den fazla çocuk hayatını kaybetmiş, dört binden fazla çocuk yaralanmıştır. Yine son bir yılda silahlı örgütlere katılan en az 200 çocuk olduğu tahmin edilmektedir.  UNICEF’e göre 2021 yılının ilk sekiz ayında yaklaşık 435 bin çocuk ve kadın, ülke içinde yerinden edilmiştir.  Bu çocuklar arasında ailelerinden ayrı düşen ve refakatsiz olanların şiddet görme ve istismara uğrama riskleri artmaktadır. Nitekim 14 Ağustos’ta Taliban’ın yaptığı tahliyeler sırasında yaklaşık 300 çocuk ailelerinden ayrı düşmüş; Almanya, Katar gibi ülkelere gönderilmiştir. UNICEF’e göre bu sayının çok daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. 
Afganistan’da 2.2 milyonu kız çocuğu olmak üzere yaklaşık 4.2 milyon çocuk, okula gidememektedir.  Bu çocuklar, akranlarının aksine bölgesel ya da uluslararası insan kaçakçıları tarafından istismar edilmekte, yasadışı örgütler tarafından silah altına alınmakta veya evlerini geçindirmek üzere aileleri tarafından çalıştırılmaktadır.
Ülkede yaklaşık iki milyon yetim çocuk bulunmaktadır. Bu çocukların 600 binden fazlasının barınma, gıda ve eğitime erişimi olmadığı gibi sokaklarda ve oldukça tehlikeli şartlar altında yaşadıkları bilinmektedir.  Ülkedeki siyasî konjonktürün ve derinleşen ekonomik krizin yanı sıra şiddetli kuraklık ve buna bağlı su kıtlığı, zorlu kış şartları ve COVID-19 salgının etkisiyle önümüzdeki süreçte çocuk ve kadınlar için durumun daha da kötüleşeceği öngörülmektedir.


2.    Arakan
1982’de askerî cunta tarafından vatandaşlıkları iptal edilen ve illegal göçmenler olarak ilan edilen Rohingyalar 40 yıldır vatansız yaşamaktadır. Myanmar’ın Arakan’daki Rohingyalara yönelik soykırım uygulamaları yıllardır devam etse de 2021 yılının Şubat ayında yaşanan askerî darbe, her hafta 12 binden fazla Rohingya çocuğu Bangladeş’e geçmek zorunda bırakmıştır.  
2017 yılının Ağustos ayında zirveye tırmanan şiddet neticesinde yüz binlerce Rohingya, Myanmar’dan Bangladeş’e göç etmek zorunda kalmıştır. 2021 yılının ilk aylarında başlayan göç dalgasının da etkisiyle bugün Bangladeş’te bir milyonu aşkın Rohingya, mülteci kamplarında yaşamaktadır.  Mart 2021’de dünyanın en büyük mülteci kampı Cox Bazar’da çıkan yangın, yarısı çocuk olan yaklaşık 50.000 mülteciyi yerinden ederek büyük bir yıkıma neden olmuştur. 
Mülteci kamplarında yaşayan çocuklar, su ile bulaşan hastalıkların tehdidi altında ve oldukça zor şartlarda hayatlarına devam etmekte; COVID-19 salgını kamplardaki hayatı daha da tehlikeli hâle getirmektedir. Örneğin Bangladeş, COVID-19 vakalarının en çok görüldüğü 32 ülkeden biridir  ve mülteci kampları, salgına karşı önlemlere ve tedavilere erişim bakımından en dezavantajlı yerlerden sayılmaktadır.
Ayrıca Bangladeş’teki mülteci kamplarında kalan çocuklar, insan kaçakçılarının ve kendilerini istismar etmek isteyen örgütlerin ağına düşme tehlikesiyle karşı karşıyadır.  UNICEF’in 2021 yılında yayımlanan bir raporuna göre Bangladeş’te yaklaşık 500 bin mülteci Rohingya çocuğun insanî yardıma muhtaç olduğu bilinmektedir. 


3.    Doğu Türkistan
“İnsan olarak dünyada yaşamanın en zor olduğu coğrafya” olarak tanımlanan Doğu Türkistan’da -bütün uluslararası tepkilere rağmen- soykırıma varan hak ihlalleri hâlâ devam etmektedir. 2014 yılında insanların toplama kamplarına yerleştirilmeye başlaması, 2017 yılından sonra kitlesel bir hâl almış; bugün 35 milyona varan nüfusuyla doğu Türkistan, âdeta bir hapishaneye dönmüştür. 
Doğu Türkistan’da ebeveyni hasta, engelli, kayıp veya hapiste ya da toplama kampında olan iki milyondan fazla çocuğun olduğu bilinmektedir. Bu çocuklar, kültürel bir asimile aracı olan yetimhane, yatılı okul ve çocuk bakım merkezi görünümlü eğitim kamplarında tutulmakta; istatistikleri paylaşmayan Çin sebebiyle gerçek sayıları kimse tarafından bilinmemektedir. 
Bu kamplarda yaşayan çocukların aileleriyle iletişimleri koparılmakta, kendi dillerini konuşmaları yasaklanmakta, kısaca kimliklerini ve benliklerini unutmaları amaçlanmakta, hatta aynı gayeyle Çinli ailelerin yanına evlatlık olarak verilmektedirler. Çin’in bu uygulaması “bir gruba ait çocukları başka bir gruba zorla nakletmek” amacı güttüğü için BM Soykırım Sözleşmesi’nin 2. maddesine aykırıdır ve apaçık bir soykırım olarak görülmektedir. 
Çocuk kamplarındaki hijyen ve sağlık şartlarının yetersizliğine dayanamayan birçok çocuğun hayatını kaybettiği, birçoğunun ise organ ticareti için kullanıldığı bilinmektedir. ABD, İngiltere, Hollanda, Kanada, Litvanya gibi ülkeler, Çin’in Doğu Türkistan’da soykırım suçları işlediğini kabul etse de bu durum, Çin’in Doğu Türkistan halkına zulmetmeyi bırakmasında en ufak bir katkı sağlamamaktadır. 


4.    Etiyopya
Etiyopya’da etnik temelli siyasî ve askerî kriz, Kasım 2020’den beri devam etmekte; son bir yıldır çıkan çatışmalarda kaç çocuğun yaralandığı, kaç çocuğun hayatını kaybettiği bilinmemektedir. Ancak binlerce çocuğun yetim kaldığı, ağır hak ihlallerine uğradığı ve korkunç istismarlara maruz kaldığı tahmin edilmektedir.  
Ülkede devam eden ve gün geçtikçe artan şiddet, gıda krizini daha da derinleştirmiş ve kıtlık tehlikesi baş göstermiştir.  Tigray’da şiddetli akut beslenme yetersizliğinden muztarip olan 100 binden fazla çocuk, hayatını kaybetme riskiyle karşı karşıyadır ve bu çocukların sayısının yakın gelecekte birkaç kat artacağı tahmin edilmektedir. Son veriler, hamile ya da emzirme dönemindeki annelerin yarısının akut beslenme yetersizliğinden muztarip olduğunu, bu yüzden de anne ve bebek ölümlerinin sayısında artış meydana geldiğini göstermektedir. 
Etiyopya’da çocukların beslenme, temiz su, sanitasyon, sağlık ve eğitim gibi temel hizmetlere erişimleri oldukça kısıtlıdır. Dolayısıyla fizyolojik ve psikososyal ihtiyaçları çoğunlukla karşılanmamaktadır.  Ülkede 15.6 milyonu çocuk olmak üzere 29.4 milyondan fazla kişinin acil insanî yardıma muhtaç durumda olduğu tahmin edilmektedir. Son verilere göre ise ülkede tahmini 4.5 milyon yetim çocuk bulunmaktadır.  


5.    Filistin
İsrail’in Filistin’i işgali 74 yıldır devam etmektedir. 2021’in Mayıs ve 2022’nin ilk aylarında çıkan sıcak çatışmalar gündem olmuş; her türlü insan ve çocuk haklarını yok sayan İsrail, sivillere yönelik şiddet eylemlerine devam etmiş; başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere onlarca insanın yaralanmasına veya hayatını kaybetmesine sebep olmuştur.  Son 10 yılda İsrail saldırıları sonucunda 980 çocuk şehit olmuş, 12 binden fazla çocuk ise yaralanmıştır. 
İsrail, UNICEF gibi çeşitli uluslararası örgütler tarafından Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye atıfla yapılan uyarıları yok sayarak çocukları tutuklamaya ve hapishanelerde alıkoymaya devam etmiştir.  Son verilere göre hapishanelerde tutuklu bulunan çocuk sayısı 200’ün üzerindedir. İki milyonu aşkın nüfusun yarısından fazlası 18 yaş altı bireylerden oluşan Gazze’de, abluka ve saldırıların en büyük mağdurları ise yine çocuklardır. 
Hâlihazırda mevcut öğrenciler için bile yetersiz olan okullar, İsrail saldırılarıyla yıkılmakta; 500 binden fazla çocuk eğitim hayatına devam edebilmek için insanî yardıma ihtiyaç duymakta; sayıları 20 bini bulan engelli çocuğun %38’i ise hiç eğitim alamamaktadır. 15 yaşına gelen erkek çocuklarının %25’i ailelerine ekonomik katkıda bulunmak için çalışmak zorundadır. En az 22 bin çocuğun yetim olduğu Gazze’de, 300 binin üzerinde çocuk -her dört çocuktan biri- sürekli olarak psikolojik desteğe ihtiyaç duymaktadır.


6.    Suriye
11 yıldır savaşın devam ettiği Suriye’de, 12 binden fazla çocuğun hayatını kaybettiği ya da yaralandığı, yedi yaşından küçük 5 binden fazla çocuğun ise fiilen silahlı çatışmalara katıldığı tahmin edilmektedir. Ayrıca çocuklar, rejim ve muhalif gruplar tarafından tutsak edilme ya da çeşitli işkencelere maruz kalma riskiyle karşı karşıyadır.  UNICEF’in verilerine göre yaklaşık 850 çocuğun hapishanelerde tutulduğu bilinmekte,  fakat bu sayının çok daha fazla olduğu konusunda endişe duyulmaktadır.
Temel hizmetlere erişim bakımından ülkedeki çocukların durumu incelendiğinde, en az %5’inin yetersiz beslenmeden dolayı sağlık sorunları yaşadığı, 1.7 milyondan fazlasının ise okul dışı kalmış olduğu görülmektedir. UNICEF’in 2020 raporuna göre savaş sırasında doğan çocuk sayısı beş milyon; ülkelerini terk etmek ve komşu ülkelere göç etmek zorunda kalan ailelerin çocuk sayısı ise bir milyon civarındadır. İç savaş ve COVİD-19 salgını sebebiyle ülkedeki ölümler ve göçler artarak devam etmekte; bu duruma paralel olarak yetim sayısı da artış göstermektedir. Son verilere göre ülkede yaklaşık dokuz milyon çocuk vardır ve bunların bir milyondan fazlası yetimdir.  İnsanî yardıma muhtaç çocuk sayısı ise son bir yılda %27 oranında artarak 6.1 milyon olmuştur. 


7.    Ukrayna
2022 Yetim Raporu’nda bahsi geçen sıcak çatışmalardan en yenisi, 24 Şubat’tan beri devam eden Rusya’nın Ukrayna saldırısıdır. Rusya’nın sivil yerlere yaptığı ve gittikçe şiddetini arttırdığı saldırılar nedeniyle çocuklar hayatlarını kaybetme, yaralanma, yetim kalma gibi tehditlerle karşı karşıya kalmakta ve derin travmalar yaşamaktadır. Ukrayna’da 7.5 milyon çocuğun tamamının fiziksel ve psikososyal açıdan risk altında olduğu söylenebilir. 
UNICEF’in güncel verilerine göre saldırılardan önce başlayan göçlerle birlikte, 1.5 milyon çocuğun ülkeyi terk ettiği tahmin edilmektedir. Yerinden edilmiş çocukların şiddet, sömürü ve istismar gibi risklerle karşı karşıya kaldığını, özellikle kadınların ve kız çocukların cinsel istismara uğramak bakımından daha fazla risk altında olduğunu söylemek mümkündür. 
Çatışmalar ve göçler nedeniyle ailelerin geçim kaynakları ve ekonomik ilişkiler zarar görmektedir. Buna bağlı olarak temel ihtiyaçların karşılanmasında sıkıntıların artacağı tahmin edilmektedir. Sivil yerlere yapılan saldırılar sonucunda yüzlerce ev hasar görmüş hatta yıkılmış, altyapı hizmetlerinin zarar görmesi sonucu yüz binlerce insan temiz suya erişimden mahrum kalmıştır. COVID-19 salgının etkisi ve sağlık hizmetlerinin sekteye uğraması, toplum sağlığını ciddi anlamda riske atmaktadır. 
Bu krizin daha fazla büyümemesi ve başta çocuklar olmak üzere daha fazla insana zarar vermemesi için diplomatik yollarla çözüme kavuşturulması gerekmektedir.


8.    Yemen
BM’ye göre dünyanın en büyük insanî krizlerden birinin yaşandığı Yemen’de çatışmalar, yedi yıldır devam etmektedir. 2015’ten bu yana çatışmalar nedeniyle yaralanan ya da hayatını kaybeden çocuk sayısının 10 binden fazla olduğu bilinse de UNICEF sözcüsü James Elder’a göre gerçekte bu sayının çok daha fazla olduğu tahmin edilmektedir.  Ayrıca çocukların birçoğu “çocuk asker” olarak fiilen silahlı çatışmalara katılmış, yaklaşık 1 milyon 700 bin çocuk yerinden edilmiştir. Bugün itibariyle Yemen’de 15 milyon çocuk risk altında olmakla birlikte 930 bin çocuk yetimdir ve bu sayı her geçen gün artmaya devam etmektedir.
Çatışmalardan doğrudan etkilenen çocukların yanı sıra çatışma kaynaklı yoksullukların artması, yaşanan krizi derinleştirmektedir. Yemen’de 11 milyon 300 bini çocuk olan yaklaşık 22 milyon kişi insanî yardıma muhtaçtır.  2021 yılına ait verilere göre beş yaş altı iki milyondan fazla çocuk, akut yetersiz beslenmeden muztariptir ki bu da Yemen’de dünyanın en büyük gıda krizlerinden birinin yaşandığını göstermektedir. 
Çocukların sağlık ve eğitim gibi temel hizmetlere erişiminde de ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Sağlık tesislerinin sadece yarısı aktiftir ve bunlar da yeterli ekipmana sahip değildir. Silahlı çatışmalar, çocukların okula erişimini engellemekte ve her beş okuldan biri kapanmak zorunda kalmaktadır. Ayrıca Yemen’de üç milyondan fazla çocuğun okula gidemediği tahmin edilmektedir.  
***
Çatışmalara bağlı krizler, elbette bu kadarla sınırlı değildir. Nijerya, Somali, Sudan, Venezuela, Kamerun, Myanmar, Lübnan ve Doğu Türkistan gibi dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan siyasî ve askerî krizler yüzünden milyonlarca çocuk çok zor şartlar altında yaşam mücadelesi vermektedir. 
Çatışmalar sonucunda o kadar çok kişi insanî yardıma muhtaç hâle gelmiştir ki dünya genelinde faaliyet gösteren binlerce kuruluşa rağmen yardımlar yetersiz kalmaktadır. Ayrıca çatışma bölgelerindeki ihlaller ya göz ardı edilmekte ya da uluslararası camiadan gelen tepkiler, bu ihlallerin önüne geçme konusunda yetersiz kalmaktadır. Başta çocuklar olmak üzere bu bölgelerde yaşayan insanların acılarını dindirmek ise dünyanın geri kalanı için ahlakî, vicdanî ve insanî yükümlülük olmaya devam etmektedir.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE BAĞLI FELÂKETLER
2021 yılında ortaya çıkan yangın, kuraklık, sel ve müsilaj gibi felaketler, iklim değişikliğinin daha ciddi boyutlarda tartışılmasına yol açmıştır. İklim krizinin temelde bir çocuk hakları krizi olduğu ve bugünün çocuklarının karşı karşıya kaldığı en büyük tehditlerden birinin de bu olduğu bilinmelidir.
UNICEF’in 2021 yılında yayımladığı bir rapora göre yaklaşık bir milyar çocuk -ki dünya çocuk nüfusunun neredeyse yarısı- iklim değişikliğinden en çok etkilenen 33 ülkeden birinde yaşamaktadır. Çocuk İklim Riski Endeksi (The Children’s Climate Risk Index) başlıklı bu rapora göre, çocukların neredeyse tamamı sıcak hava dalgaları, fırtınalar, hava kirliliği, sel, susuzluk gibi problemlere veya çevre kaynaklı tehlikelere maruz kalmaktadır.  
Dünya çocuk nüfusunun neredeyse 1/3’ü yaşam kaynağımız olan suya erişememektedir. Sıcaklıkların artması, sıtma gibi hastalıkların bulaşmasını kolaylaştırmakta ve hâlihazırda her dört çocuktan biri sıtma ve benzeri hastalıklara yakalanmaktadır. Gelecek yıllarda bu sayının daha da artacağı tahmin edilmektedir.  Madagaskar, 2021 yılında doğrudan iklim değişikliğine bağlı ilk kıtlık yaşayan ülkedir. Uzun süreli kuraklık nedeniyle yaklaşık 1.5 milyon insan gıda krizi yaşamıştır. Ayrıca beş yaşın altında yaklaşık 500 bin çocuğun akut beslenme yetersizliği yaşadığı tahmin edilmektedir. 
Burkina Faso, Mali ve Nijer’de iklim değişikliği ve COVID-19 salgını gibi çeşitli krizlerin bir araya gelmesiyle 7.6 milyonu çocuk olan 13.6 milyon kişi, insanî yardıma muhtaç hâle gelmiştir. Dahası bu krizin Togo, Benin, Fildişi Sahili, Gana ve Gine’ye doğru genişleyeceği tahmin edilmektedir. 
Çocuklar, yetişkinlere göre bu durumdan daha fazla etkilenmektedir. Çünkü onlar, yetişkinlere kıyasla daha fazla yiyeceğe ve suya ihtiyaç duyar; hava olaylarına, zehirli kimyasallara, hava değişimlerine ve hastalıklara karşı daha duyarlı olurlar. Ancak bu durum çocukların sadece sağlıkları, beslenmeleri, gelişimleri ya da hayatta kalabilmeleri için değil, gelecekleri için de büyük bir tehdit oluşturmaktadır.  İklim değişikliğinin asıl yıkıcı etkisinin uzun vadede ortaya çıktığı göz önüne alındığında, çocuklar için yarınları yaşanmaz hâle getirenlerin, bugünün yetişkinleri olduğu söylenebilir.
Bilindiği gibi iklim değişikliğinin en temel sebebi atmosfere salınan sera gazlarıdır. Bu durumun en büyük sorumlusu Batı ülkeleri olmasına rağmen, faturayı Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Nijerya, Gine, Somali, Nijer, Güney Sudan, Kongo, Angola, Kamerun gibi savunmasız ülkeler ödemektedir.
CCRI raporuna göre son derece yüksek risk altında olan 33 ülkenin tamamı karbon emisyonunun yalnızca %9’undan, en yüksek risk altında bulunan 10 ülkenin tamamı ise %0,5’inden sorumludur. Bu ülkelerde yaşayan çocuklar özellikle temiz su, sanitasyon, hijyen sistemleri, sağlık, eğitim gibi temel hizmetlere erişimlerde ciddi sorunlar yaşamaktadır.  Bütün bunlar göz önüne alındığında iklim değişikliğine yönelik toplantılarda ve uluslararası konferanslarda, çocukların sadece gelecekleri için değil bugünleri için de kararlar alındığının bilincinde olunmalıdır.


SONUÇ
Bugün itibariyle nüfusu sekiz milyara yaklaşan dünya üzerinde yaklaşık iki buçuk milyar çocuk vardır. Fakat geleceğin teminatı olan bu çocukların, fiziksel ve psikososyal ihtiyaçlarının karşılanabildiği söylenemez ki bu çocukların 153 milyondan fazlası yetim ve ebeveyn bakımına muhtaçtır.  
COVID-19 başta olmak üzere AIDS, sıtma gibi salgın hastalıklar ve sağlık hizmetlerine bağlı sorunlar, siyasî ve askerî krizler, iklim değişikliğine bağlı felaketler insan hayatını tehdit etmekte ve yetimlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Nitekim sokaklarda yaşayan ve her türlü riske karşı savunmasız durumda olan çocukların sayısının 400 milyona kadar ulaşabileceği STK’lar tarafından tahmin edilmektedir.
Sayıları bilinmeyen sosyal yetimler ise ana babaları hayatta olmasına rağmen temel ihtiyaçlarını karşılamaktan yoksundur. Dünya genelinde bir milyardan fazla çocuk, beslenme veya temiz su gibi temel ihtiyaçlarını giderememekte, bu çocukların 356 milyonunun aşırı yoksulluk içinde yaşadığı tahmin edilmektedir. Çocuk yoksulluğunun COVID-19 salgınıyla birlikte yaklaşık 100 milyon arttığı  bilinse de yoksulluğu tek bir sebebe bağlamak mümkün değildir. 
Bahsi geçen krizlerin ve yoksulluk sorununa bağlı olarak 79 milyonu ağır işlerde olmak üzere, 160 milyondan fazla çocuğun “çocuk işçi” olarak kullanıldığı bilinmekte,  gerçekte ise bu sayının çok daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca UNICEF’in raporuna göre dünya genelinde 240 milyon engelli çocuk, temel hizmetlere erişim bakımından akranlarıyla eşit haklara sahip değildir ve çeşitli ayrımcılıklara maruz kalmaktadır. 
Bugün itibariyle dünyada 426 milyon çocuk -her beş çocuktan biri- çatışmaların yaşandığı ülkelerde, bir milyar çocuk ise iklim değişikliğine bağlı kriz bölgelerinde yaşamaktadır. Siyasî ve askerî kriz, kuraklık, su kıtlığı, yoksulluk gibi sebepler yüzünden yerlerinden edilen 82.4 milyon mültecinin 35 milyonu çocuktur. Krizler, milyonlarca çocuğu yetim bırakmakta ya da temel ihtiyaçları karşılanamayan bu çocukları sosyal yetim durumuna düşürmektedir. 
Bu çocuklar için başta misyoner örgütler olmak üzere binlerce art niyetli kuruluş aktif olarak faaliyet göstermektedir. Bu çalışmalar çocuklar için ne kadar gerekli olursa olsun, misyoner faaliyetlerin önüne geçmek gerekmekte; bunun için de Müslümanlardan yetim çalışmalarına daha fazla önem vermeleri ve maddî manevî her türlü desteklerini seferber etmeleri beklenmektedir. Bireysel çalışmalar ya da yardım kuruluşları tarafından yapılan faaliyetler, yetim çocukların yaralarını bir nebze olsun sarmış olsa da asıl çözüm, İslam ülkelerinin bir araya gelerek mezkûr krizlere ortak tepkiler vermesi ve ortak politikalar üretmesidir. İslam ülkeleri, insanî krizlerin arkasında yatan asıl sebebin, hak ve adaleti merkeze almayan bir dünya düzeni olduğunu bilmeli ve insanlığın saadeti için daha âdil bir dünya idealine sahip çıkmalıdır.
2022 yılının insanlık için daha âdil ve daha güzel bir dünya olması duasıyla.

KAYNAKÇA
Compass Children’s Charity. “Street Children Worldwide”. https://www.compasschildrenscharity.org.uk/about-us/street-children-worldwide/. (10.03.2022). 
ILO-Uluslararası Çalışma Örgütü. “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Programı”.  https://www.ilo.org/ankara/projects/child-labour. (10.03.2022).
InfoMigrants. “Greece: Moria camp will not be rebuilt”. https://www.infomigrants.net/en/post/30674/greece-moria-camp-will-not-be-rebuilt. (18.03.2022). 
NAR, Cansu. “2021 Yetim Raporu”. İHH. (Nisan 2021). 
NESBITT, Christine. “Conflict and crisis in northern Ethiopia”. UNICEF. https://www.unicef.org/stories/conflict-and-crisis-northern-ethiopia. (18.03.2022)
NTV. “Tarihte sadece iklim krizinden kaynaklanan ilk kıtlık Madagaskar’ı kırıp geçiriyor”. https://www.ntv.com.tr/galeri/dunya/tarihte-sadece-iklim-krizinden-kaynaklanan-ilk-kitlik-madagaskari-kirip-geciriyor,yIdH51x2a0CVDXH9lRt0HQ/cI8LDHvemE2-5Ek11-zYcw. (27.02.2022). 
T. UNWIN, H. Juliette; HILLIS, Susan; CLUVER, Lucie; FLAXMAN, Seth; GOLDMAN, Philip S.; BUTCHART, Alexander; et al. “Global, regional, and national minimum estimates of children affected by COVID-19-associated orphanhood and caregiver death, by age and family circumstance up to Oct 31, 2021: an updated modelling study”. The Lancet Child & Adolescent Health 6/4 (April 2022), 249-259. https://doi.org/10.1016/S2352-4642(22)00005-0. 
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “26. BM İklim Değişikliği Konferansı (COP26), Çocuklar ve iklim Değişikliği”. https://www.unicefturk.org/yazi/iklim-degisikligi-ve-cocuklar. (27.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “Afganistan’daki çocukların durumu”. https://www.unicefturk.org/yazi/afganistandaki-cocuklarin-durumu. (27.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “Afganistan’dan tahliye edilen refakatsiz çocukların durumu”. https://www.unicefturk.org/yazi/afganistandan-tahliye-edilen-refakatsiz-cocuklarin-durumu. (27.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “BM kuruluşları İsrail’de alıkonulan ve ağır hasta olan Filistinli çocuğun derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu”. https://www.unicefturk.org/yazi/bm-kuruluslari-filistinli-cocugun-derhal-serbest-birakilmasi-cagrisinda-bulundu. (27.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “COVID-19 ‘75 yıllık tarihimizde çocukları etkileyen en büyük küresel kriz’”. https://www.unicefturk.org/yazi/covid19-en-buyuk-kuresel-kriz. (27.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “COVID-19 aşılarına eşit erişim”. https://www.unicefturk.org/yazi/covid-19-asilarina-esit-erisim. (28.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “COVID-19’dan Kaynaklanan Öğrenme Kayıpları 17 Trilyon Dolara Yakın Kayba Mal Olabilir”. https://www.unicefturk.org/yazi/covid19dan-kaynaklanan-ogrenme-kayiplari. (27.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “COVID-19’un eğitimde neden olduğu kayıpların boyutu büyüyor”. https://www.unicefturk.org/yazi/covid19-egitimde-neden-oldugu-kayiplar. (27.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “Çocuk işçilerin sayısı 20 yıldır ilk kez arttı”. https://www.unicefturk.org/yazi/cocuk-iscilerin-sayisi-20-yildir-ilk-kez-artti. (28.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “Dünya çapında yaklaşık 240 milyon engelli çocuk bulunuyor”. https://www.unicefturk.org/yazi/dunya-capinda-yaklasik-240-milyon-engelli-cocuk-bulunuyor. (27.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “Etiyopya’dan İnsanî yardım krizi”. https://www.unicefturk.org/yazi/etiyopyadan-insani-yardim-krizi. (28.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “Filistin ve İsrail’de Durum Tehlikeli ve Kritik Bir Noktaya Ulaştı”. https://www.unicefturk.org/yazi/filistin-ve-israilde-durum-tehlikeli-ve-kritik-bir-noktaya-ulasti. (28.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “Gazze”. https://www.unicefturk.org/yazi/gazze_2021. (28.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “Haseke hapishanesinde şiddet olaylarına maruz bırakılan çocuklar güvenli bir yere tahliye edilmeli”. https://www.unicefturk.org/yazi/haseke-hapishanesinde-siddet-olaylarina-maruz-birakilan-cocuklar-guevenli-bir-yere-tahliye-edilmeli. (27.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “Her 10 kişiden 3’ü, bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek için temel el yıkama olanaklarına sahip değil”. https://www.unicefturk.org/yazi/temel-el-yikama-olanaklari. (27.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “UNICEF Türkiye, Dünya Çocuk Günü’nü “İklim Değişikliği ve Çocuklar” teması ile kutladı”. https://www.unicefturk.org/yazi/dunyacocukgunu2021. (27.02.2022).
UNICEF Türkiye Milli Komitesi. “Yemen’de şiddet çocukların ağır bedeller ödemesine neden oluyor”. https://www.unicefturk.org/yazi/yemende-siddet. (27.02.2022).
UNICEF. “Additional UNICEF supplies on their way to Ukraine as number of child refugees exceeds 1 million mark”. https://www.unicef.org/press-releases/additional-unicef-supplies-their-way-ukraine-number-child-refugees-exceeds-1-million. (10.03.2022).
UNICEF. “Bangladesh Humanitarian Situation Report No. 58”. (December 2021).
UNICEF. “Child Poverty”. https://www.unicef.org/social-policy/child-poverty. (10.03.2022). 
UNICEF. “Humanitarian Action for Children”. (December 2021).
UNICEF. “Rohingya crisis”. https://www.unicef.org/emergencies/rohingya-crisis. (18.03.2022).
UNICEF. “War in Ukraine poses immediate threat to children”. https://www.unicef.org/emergencies/war-ukraine-pose-immediate-threat-children. (27.02.2022).
United Nations. “Bangladesh: Fire rips through COVID treatment centre for Myanmar refugees”. https://news.un.org/en/story/2022/01/1109102. (18.03.2022).
Yetim Vakfı. “Afganistan”. Dünya Çocukları İnsanî Durum Raporu 2021. https://yetimvakfi.org.tr/afganistan-tr-7259.html. (06.03.2022).
Yetim Vakfı. “Çin”. Dünya Çocukları İnsanî Durum Raporu 2021. https://yetimvakfi.org.tr/cin-halk-cumhuriyeti-tr-7268.html. (18.03.2022).
Yetim Vakfı. “Etiyopya”. Dünya Çocukları İnsanî Durum Raporu 2021. https://yetimvakfi.org.tr/etiyopya-tr-7197.html. (06.03.2022).
Yetim Vakfı. “Myanmar”. Dünya Çocukları İnsanî Durum Raporu 2021. https://yetimvakfi.org.tr/myanmar-tr-7272.html. (18.03.2022).
Yetim Vakfı. “Suriye”. Dünya Çocukları İnsanî Durum Raporu 2021. https://yetimvakfi.org.tr/suriye-tr-7240.html. (07.03.2022).
Yetim Vakfı. “Yemen”. Dünya Çocukları İnsanî Durum Raporu 2021. https://yetimvakfi.org.tr/yemen-tr-7236.html. (06.03.2022).

***

YETİM VAKFI HAKKINDA
Yetim Vakfı, ülkemizde ve dünyada bulunan yetim çocukların sevgi ve şefkatle, ruh ve beden sağlığı bütünlüğü içerisinde büyüyüp gelişmesine katkıda bulunmak üzere 10 Haziran 2017 tarihinde, Dünya Yetimler Günü’nde faaliyetlerine başlamıştır. 
Vakfımız açısından “yetim” kavramı babası vefat etmiş yetim çocukları; annesi vefat etmiş öksüz çocukları; anne babası bilinmeyen, kayıp veya buluntu çocukları; anne ve babası yaşadığı halde, sevgi ve ilgiye muhtaç sosyal yetimleri kapsamaktadır. Aynı zamanda yetim anneleri de vakfımız açısından yetim hükmünde değerlendirilmektedir.
DEĞERLERİMİZ
Şeffaflık, adalet, birlik, öncülük ve gelişimdir. 
PROJELERİMİZ
Sponsorluk/Hâmilik Destek Projesi: Yetim Vakfı, Türkiye’de ve dünyanın çeşitli yerlerinde, savaş ve kriz coğrafyalarında bulunan yetim çocuklarımıza 150 TL’lik aylık maddî destek sunmakta ve bu desteği üniversite eğitimi sonuna kadar devam ettirmektedir.
Kardeş Aile Projesi: İçinde bulundukları zor şartlar nedeniyle sadece Yetim Sponsorluk/Hamilik desteğiyle hayatlarını idame ettirmeye çalışan ailelerimiz için aylık ve periyodik olmak üzere nakdî yardımlar gerçekleştirilmektedir. 
Proje Sponsorluğu: Yetim çocukların ve ailelerinin bütün ihtiyaçları vakfımızın faaliyet alanına girmekte; bu çerçevede eğitim, sağlık, gıda, kıyafet, barınma ve diğer alanlarda projeler hazırlanmaktadır.
Kalkınma Projeleri: Yetim Vakfı olarak ailelerin kendi kendilerine yeter duruma gelebilmeleri adına, yaşadıkları bölge şartları ve geçim vasıtaları incelenerek kalkınma projeleri oluşturulmaktadır. 
Yetimhane ve Yetim Aile Yerleşkelerine Verilen Destekler: Çocukların aile bütünlüğü içerisinde sıcak bir yuvada hayatlarını idame ettirebilmesi ciddi önem taşımaktadır. Bu çerçevede yetim aileleri için kurulmuş olan yerleşkeler ve bu imkânlardan mahrum olan çocuklar için yetimhaneler desteklenmektedir. 
Yetim Yardım Fonu: Vakfımız, projeler ve belirli fonlara yapılan şartlı bağışlar dışındaki bütün aynî ve nakdî katkıları “Yetim Yardım Fonu” adı altında kabul etmekte; biriken bağışlar, yetime dair bütün ihtiyaçlarda kullanılmaktadır.


EĞİTİM PROJELERİMİZ
Sırada İyilik Var Projesi: Vakfımız yetim yavrularımız için yapılan çalışma ve bilinçlendirme faaliyetlerinin eğitim-öğretim müfredatı içerisinde bulunan çocuklarımızın katkılarıyla daha da anlamlı bir hale getirilmesi için Özkur-Bir ile bir protokol çerçevesinde “Sırada İyilik Var” projesini başlatmıştır. Projeyle anaokulundan liseye kadar okullarımızda bulunan çocuklarımızla yanı başımızda ya da dünyanın en ücra yerlerinde bulunan yetim çocuklar, iyilik ortak paydasında buluşmaktadır.
Eğitim Destek Merkezi (EDM) Faaliyetleri: Vakfımız, hizmet alanı içerisinde yer alan ailelerin okulöncesi, ilkokul ve ortaokul kademesindeki çocuklarına yönelik eğitim programı düzenliyor. Hafta sonu düzenlenen eğitim programı için özel okullarımız sınıflarıyla birlikte tüm imkânlarını da çocuklarımız için seferber ederlerken, gönüllü eğitmenlerimiz de farklı yaş gruplarındaki çocuklarımıza kendi branşlarına göre manevî eğitim, akademik destek ve sosyal-kültürel etkinlik olarak belirlenen alanlarında destek vermektedir. 
Bir Kutu Gülücük: Yetim çocuklarımızın dünyasını renklendirmeyi ve masum yüzlerinde paha biçilmez bir gülücük bırakmayı amaçlayan özel bir projedir. Oluşturulan paket; çocukların duygusal, zihinsel ve fiziksel gelişimlerinin yanı sıra akıl, zekâ ve el becerilerinin gelişimine de yardımcı olmayı hedeflemektedir.
Hayallere Değen Resimler: Çocuklarımızın iç dünyalarında sakladıkları cevherin ortaya çıkarılmaya çalıştığı projeyle 13 ülkeden çocuklarımızla unutulmaz bağlar kurarken eşsiz eserlerin de yakın şahitliğini yaptığımız bir projedir.

PSİKOSOSYAL DESTEK VE SOSYAL HİZMET MERKEZLERİMİZ
Esenlik Durakları: Yetim çocuklarımız ve anneleri için geliştirdiğimiz çeşitli programlar, onların yaşadıkları kayıplarla başa çıkabilmelerine katkı sunmayı ve bu kayıpların üzerlerinde oluşturduğu psikolojik etkiyi hafifletmeyi amaçlamaktadır.
Psikososyal Acil Yardım: Savaş ve afet bölgelerinde travma yaşamış çocuklar ve aileleri için belirlenmiş, güvenli merkez ve çadır kamplarda psikososyal Acil Yardım çalışmaları uygulanmaktadır. 
Babıska Sosyal Hizmet Merkezi: 2019 yılında faaliyete geçen Babıska Sosyal Hizmet Merkezi, Suriye’de katliamdan kaçarak İdlib’e sığınan yetim çocuklar ve ailelerine yönelik rehabilitasyon, eğitim ve psikososyal destek çalışmaları çerçevesinde her ay 500 kişiye hizmet vermektedir.
Kilis Sosyal Hizmet Merkezi ve Anaokulu: Suriyeli mültecilerin yaşadığı Kilis’te aileler, sosyal hizmet çalışmaları ile desteklemekte; 70’e yakın yetim çocuk için anaokulu hizmeti verilmektedir. 


DİĞER FARKINDALIK VE DESTEKLEME PROJELERİMİZ
İyilik Gemisi: Suriyeli yetim annelerimiz “İyilik Gemisi” projesi kapsamında atölyelerimizde yaptıkları el emeği göz nuru ürünlerle yetim çocuklarımız ve aileleri için umut oluyorlar. 
Özel Gün Projeleri: Proje ile hayırseverler nikâh, mezuniyet ve sünnet gibi  en mutlu günlerinde de yetim çocuklarımız yararına hazırlanan ürünleri misafirlerine hediye ederek destek oluyorlar. 
Dikili Bir Ağacın Olsun: Ormanlarımız geleceğimiz için nefes, çocuklarımız için umuttur. Bu düsturla bakıyoruz çevremize, ormanlarımıza... Çocuklarımız ile doğa arasındaki etkileşimi artırmak için “Dikili Bir Ağacın Olsun” diyor, onlara daha yaşanılabilir bir çevre bırakabilmek için gayret gösteriyoruz. 
Sokağıma Şenlik Geldi: Geleneksel sokak oyunlarıyla çocukların eğlenerek sosyalleşmesine, öğrenmesine ve gelişmesine katkı sağlanmış oluyor.
 

Benzer Faaliyetler