Yeme Bozuklukları
Yeme bozuklukları, ciddi psikolojik ve fiziksel sonuçlar doğurabilen, özellikle ergenlerde yaygın görülen ve erken müdahale gerektiren psikiyatrik rahatsızlıklardır.
25.03.2025

443643881623.pngYemek, Hayat için gerekli ve haz veren bir davranıştır. Yeme bozuklukları, yeme davranışının ciddi şekilde bozulduğu bir hastalık gurubudur. Anoreksiya nevroz (AN) ve bulimia nevroza (BN) bu gurup içinde en yaygın görülen ve psikolojik belirtilen yanı sıra ciddi bedensel sorunları da eşlik ettiği iki önemli hastalıktır. Yeme bozuklukları, özellikle ergenlerde sıkça gözlemlenen ve aynı zamanda müdahale edilmediği takdirde yaşamı tehdit edebilen, ciddi sonuçlar doğurabilen hastalıklardır. (1)

Yeme Bozukluklarında DSM-5 Tanı Kriterleri

DSM-5 Tanıları

Tanı Kriterleri

Anoreksiya Nervoza (AN)

Kişinin yaşı ve cinsiyetine göre belirgin bir şekilde düşük vücut ağırlığında olması, vücut ağırlığı artışından/şişmanlamaktan çok korkması, vücut ölçüleri ile ilgili ciddi algı bozukluğu

Bulimiya Nervoza (BN)

Vücut ağırlığında artış olmaması ve vücut ölçüleri ile ilgili ciddi algı bozukluğu nedeniyle; tekrarlayan tıkınırcasına yeme atakları, kendini kusturma, laksatif, diüretik veya diğer ilaçları kötüye kullanma, aç kalma ve aşırı egzersiz yapma gibi yineleyen hatalı telafi edici davranışlar

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu

Kişinin, diğer kişilerle aynı miktarda yiyecek tüketse bile daha fazla tüketmiş hissetmesi ne kadar ve ne yediğinin farkında olmaması

Kaçıngan/Kısıtlayıcı Yiyecek Alımı Bozukluğu

Beslenme yetersizliğine ve/veya vücut ağırlık kaybına neden olan yeme bozuklukları (örneğin, yemek konusunda isteksizlik, yiyeceklerden kaçınma ve yenilen yemekten dolayı alerji olabileceği ile ilgili yersiz endişelere kapılmak)

Tanımlanmamış Yeme Bozuklukları

AN, BN veya tıkınırcasına yeme bozukluklarının kriterlerinden bazılarını gösteren kişiler

Ergenlik dönemi, meydana gelen biyolojik değişiklikler, stresli yaşam olaylarının artması ve sosyal rollerdeki değişimlerle karakterizedir. Yeme bozukluğu davranışları, önemli değişimlerin yaşandığı ve kritik bir dönemi işaret eden bir süreçtir.

Anoreksiya nervoza (AN) genellikle 15 yaş civarlarında başlarken, bulimia nervoza (BN) daha çok genç yetişkinlerde görülmektedir. Yeme bozuklukları, cinsiyet açısından belirgin farklar gösteren bir grup hastalık olup, kadınlarda daha sık görülmektedir (2). Ancak günümüzde, genç erkeklerde de bu bozuklukların sıklığı artmaktadır. Genç erkeklerde AN vakalarında, daha düşük vücut yağ oranı ve kas kütlesine sahip olma eğilimi gözlemlenir. Bu vakalarda, kompulsif egzersiz yapma eğilimi de olabilir ve genellikle bu durum, kısıtlı besin alımı ile ilişkilidir. AN ile ilgili ilk epidemiyolojik veriler, bu bozukluğun kültürel faktörlerle ilişkilendirildiğini gösteren bulgulara işaret etmektedir (3). Bu bozukluk, kültürel ve ekonomik faktörlerle birlikte, batılı toplumlarda daha yaygın görülmektedir. Ayrıca, ekonomik ve kültürel değişimlerin hızla arttığı topluluklarda, AN sıklığının da hızla arttığı gözlemlenmiştir. Epidemiyolojik araştırmalar, yeme bozukluklarının yalnızca sosyoekonomik düzeyle değil, aynı zamanda kültüre özgü faktörlerle de ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.

Yeme bozuklukları, yeme alışkanlıklarında ve davranışlarında bozulmaların olduğu, kilo kontrolüne yönelik takıntılı davranışların ortaya çıktığı, psikolojik ve fiziksel işlevlerin bozulmasıyla devam eden psikiyatrik rahatsızlıklardır. Yeme bozukluklarının gelişim süreci çok faktörlüdür ve yeme tutumu, birçok olay ve durumdan etkilenebilir.

Yeme bozuklukları ile duygular arasındaki ilişki incelenmiştir. Yeme bozukluklarının ortaya çıkışı ve devam etmesinde duyguların büyük bir rolü vardır ve bu süreçte pek çok farklı duygu yaşanmaktadır. Yeme davranışı, bireylerin duygusal durumlarını da değiştirebilir. Bireyler, rahatsız edici ruh hallerinden kaçmak için yeme eylemi ile geçici bir rahatlama sağlasa da uzun vadede üzüntü, suçluluk ve utanç gibi olumsuz duygularla karşılaşmaktadırlar.

Beslenme bozukluğu, diyet yapmaktan oldukça farklıdır. Diyet, bireyin sağlıklı bir vücuda sahip olabilmek amacıyla uyguladığı dengeli bir beslenme planıdır. Ancak beslenme bozukluğu, bireyin yaşamını fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik açıdan olumsuz etkileyen bir rahatsızlık olarak tanımlanabilir. Yeme bozukluğunun kesin bir nedeni bulunmamaktadır. Bu tür bozukluklar yalnızca bireyi değil, aynı zamanda ailesi ve yakın çevresi üzerinde de büyük bir etki yaratır.

Yeme bozukluğunun temel sebeplerinden birinin öz güven eksikliği olduğu düşünülmektedir. Bu bozukluğu yaşayan kişiler, duygularını kontrol altına almak için ya aşırı yemek yerler ya da hiç yemek yemezler. Bu durum, genellikle bireyin yaşamındaki güvensizlik hissiyle de ilişkilidir; ne kadar güvensiz hissettikçe, yemekle ya da yememekle dünyayı kontrol etme çabası artar.

Toplumda görülme sıklığı %5 olan, biyolojik, psikolojik ve sosyal etkileşimi de olumsuz etkileyen, önemli psikiyatrik bozukluklardan birisi olan bu bozukluklar grubu, bedensel belirtilerden kaynaklanıyormuş gibi görünse de ruhsal kaynaklıdır ve önemli ruhsal sorunlarla bir arada görülebilir (Ağırman ve Maner, 2010, s.121).

Yeme Bozukluklarının Tedavisi

Yeme bozukluklarının tedavisi, genellikle psikiyatrist ve uzman psikologların öncülüğünde yürütülür. Hastalığın seyrine bağlı olarak iç hastalıkları ve diğer tıbbi branşlarla iş birliği yapılması gerekebilir. Teşhis sürecinde, kilo ve boy oranından hesaplanan vücut kitle indeksi (VKİ) önemli bir kriterdir. Düşük VKİ anoreksiya nervoza için tipikken, yüksek VKİ tıkınırcasına yeme bozukluğuna işaret edebilir. Bulimia nervoza vakalarında ise VKİ genellikle normal aralıklardadır.

Tedavi sürecinde bireysel psikoterapi görüşmeleri, ailenin sürece katılımı ve aile ile iş birliği büyük önem taşır. Yeme bozukluğu olan bireyler çoğu zaman sorunlarının farkında olsalar da hastalıklarının ciddiyetini geç anlayabilir ve tedaviye direnç gösterebilirler. Bu nedenle tedavinin ilk hedefi, hastanın tedaviye yönelik iş birliğini sağlamak ve motivasyonunu artırmaktır.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT), yeme bozukluklarının tedavisinde etkili sonuçlar veren yaklaşımlardan biridir. Bu terapi yöntemi, bireylerin stres ve duygusal dalgalanmalara sağlıksız yeme davranışlarıyla tepki vermeleri yerine, sağlıklı baş etme stratejileri geliştirmelerini hedefler. Özellikle genç hastalarda aile üyelerinin tedavi sürecine dahil edilmesi, iyileşme sürecini destekler.

Ayrıca, yeme bozukluklarında uzmanlaşmış beslenme tedavisi de önemli bir rol oynar. Bu süreçte hastalara, sağlıklı beslenme alışkanlıkları, düzenli öğün planlaması ve porsiyon kontrolü gibi konularda rehberlik edilir.

Yeme bozukluklarının tedavisi zaman alır ve tedaviye erken başlamak iyileşme şansını artırır. Tedavi geciktikçe süreç daha zorlayıcı hale gelebilir. Bu nedenle, erken müdahale ve disiplinli bir tedavi planı büyük önem taşır.

Maysa Hatay

 

Kaynakça:

1- Herpertz-Dahlmann B. Adolescent Eating Disorders: Definitions Symp Tomatology, Epidemiology And Comorbirdity. Child Adoloesc Pstchiatr Clin N Am 2009:18.31-47.

Akın, A., Yıldız, B., & Özçelik, B. (2016). Duygusal Yeme Ölçeğinin Türkçe Versiyonunun Geçerlik ve Güvenirliği. Journal of International Social Research, 9(44), 776-781.

Faraji, H. & Fırat, B. (2022). Yeme Bozuklukları ve Duygular. Fenerbahçe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 2022;2(1), 153-174.

2- Küey AG. Ergenlerde Yeme Bozuklukları. Çuhadaroğlu Çetin F, Editör. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Temel Kitabı, HYB Yayınevi, 2008:407-23.

3- Moris J.Eating Disorders, in : Rey JM, Editor. LACAPAP e*Texbook of Child And Adolerscent

Memtal Healıh Geneva. International Association for Child And Adolescent Psychiatry And Allied Professions,2012.

Erbay, Lale Gönenir, And Yüksel Seçkin. "Yeme Bozuklukları." Güncel Gastroenteroloji 20.4: 473-477.

Güney, Merve, And Gülgün Ersoy. "Sporcularda Yeme Bozuklukları Semptomları, Tedavisi ve Önlenmesi. Spor ve Rekreasyon Araştırmaları Dergisi 2.1 (2020): 44-56.